DEM Parti Kongresi ve Yeni Kürt Siyaseti
DEM Parti 6 Eylül Pazar günü sessiz sedasız kongresini yaptı.
Kürt siyasetinin bastığı zeminin kökten değiştiği bir bağlamda ana-akım Kürt siyasetinin temsil eden bir partinin genel kurulu neredeyse kamuoyunun dikkatini çekmeyecek bir şekilde yapıldı ve dikkate değer bir tartışma olmadan geride kaldı.
Oysaki, önümüzdeki bir yıl içerisinde Türkiye siyasetinde herhalde en büyük altüst oluşu DEM Parti yaşayacak. Büyük bir yol kazası olmazsa önümüzdeki birkaç ay içerisinde kendisini fesheden PKK’nin silah bırakma süreci başlayacak ve takip eden altı ay içerisinde bitecek. Bugüne kadar Kürt itirazının çeperinde konumlanan ve temsile odaklanan DEM Parti, yeni dönemde her yönüyle yeni merkez olma imtihanıyla karşı karşıya.
PKK’nin silahsızlanması ve demokratik siyasete geçiş süreci yaklaşık iki yılı geride bıraktı. DEM Parti açısından bu iki yıl bu dönüşümü yaşamak için büyük bir imkandı. Bu konuda geniş kesimlerin katılımıyla kapsayıcı bir süreçle ve eleştirel bir yaklaşımla büyük bir toplumsal muhasebe, diyalog, müzakere ve yeni siyaset inşası sağlanabilirdi. İktidar gibi ana-akım Kürt siyaseti de meseleyi büyük oranda bugüne kadar PKK’nin silah bırakmasıyla sınırlandırdı ve tüm diğer meseleleri erteledi.
Kuşkusuz PKK’nin silah bırakması büyük bir mesele. Tüm imkân ve kaynakların bu meseleye vakfedilmesi bir yere kadar anlaşılır. Hem genel sol-sosyalist siyasete hem de Kürt siyasetine hâkim olan “sürekli olağandışılık”, “istisnai dönemler yaşama”, “acilcilik” geleneği dikkate alındığında, belki bu erteleme bir yönüyle iyi de olabilir.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bu kongre “usulen”, mevzuat gereği yapılan bir kongreydi ve 2027 bahar aylarında olağanüstü kongrenin yapılması ve bu tartışmaların o dönemde gerçekleşmesi bekleniyor. Ama hem silahsızlanma süreci hem de yaklaşan seçim takvimi dikkate alındığında kapsamlı bir toplumsal tartışmaya imkân kalmadan sürecin tamamlanma ihtimali daha güçlü görünüyor.
Kanaatimce DEM Parti’yi de aşan Türkiye’deki yeni Kürt siyasetinin nasıl bir şekil alacağını birkaç alan üzerinden takip etmek mümkün. Bunun ilki ve belki de en önemlisi yeni bir sayfa açarken geçmişin eleştirel bir muhasebesini yapabilme cesareti ve kabiliyeti.
Bugün DEM Parti’nin temsil ettiği ana-akım Kürt siyasetinin 2015 sonrasında kan kaybettiği, bunun 2018-2019 sonrasında daha dramatik bir hal aldığı ve tabanda göz ardı edilemeyecek düzeyde bir güven krizi yaşandığı dikkate alındığında katılımcı ve açık bir süreçle geçmişin muhasebesini yapmak daha da önem arz ediyor.
Sadece ana-akım Kürt siyaseti değil, genel olarak Kürt toplumu bugüne kadar ne 1990’ların, ne 2013-2015 Çözüm Süreci’nin ne de ardından yaşanan kent çatışmalarının açık bir muhasebesini yaptı. Kuşkusuz bireysel ve grup bazında birçok tartışma yapıldı, yapılıyor. Bu tartışmayı en çok yapanlar yakınlarını kaybedenler, kendisi ya da sevdikleri cezaevlerinde, sevdiklerinden uzakta ömür çürütenler. Bununla birlikte geleceğe dönük yeni bir yolun inşası tüm bu tartışmaların kamusal bir tartışmaya dönüşmesine bağlı. Aksi durumda bireysel ve grup bazında yapılan ancak kamusal alana taşınamayan tartışmaların siyasi bir çürüme yaratma riski oldukça yüksek görünüyor.
İki yılı geride bırakan süreç içerisinde Kürt sokağındaki kayıp hissi daha da büyüdü. Süreç içerisinde hak ve hukuk alanında adımların atılmaması insanları kayıplarıyla baş başa bıraktı. Suriye’de 2026 Ocak ayında yaşananlar ve sonrasında özerk yönetimin dağılması bu duyguyu daha da güçlendirdi.........
