menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zeytin dalı ve barış

46 0
13.08.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Barışın simgesi neden zeytin dalıdır diye düşündünüz mü hiç? Neden bir papatya değil meselâ, bir başak ya da bambaşka bir ağaç ya da gökkuşağı değil?

Barış deyince akla ilk gelen, ağzında zeytin dalıyla uçan beyaz güvercin… Bu simgelerin kökeni Nuh tufanı anlatısına dayanır. Bu anlatının özünde, insanlığın kötülüğü ve şiddeti nedeniyle gelen büyük tufan ve Nuh peygamberin Tanrı'nın buyruğuyla bir gemi yaparak yaşamın devamlılığı için mücadelesi vardır. Ailesiyle birlikte hayvan türlerinden birer çifti gemisine alan Nuh peygamber, iyiliğin ve yaşamın kurtarıcısıdır. Suların çekilip çekilmediğini anlamak için gönderilen güvercin, gagasında taze bir zeytin yaprağıyla geri döner. Haber iyidir. Sular çekilirken kara yeniden görünmüştür, hayat yeniden başlayacaktır.

Küçücük bir kuş; gagasında bir yaşam simgesiyle geliyor ve koskoca insanlığa “artık karaya çıkabilirsiniz” diyor sanki. Zeytin ağacının kendisi de bu hikâyeyle uyum içinde. Zeytin öyle gösterişli bir ağaç değil. Çiçeğiyle böbürlenmez, acele büyümez. Kıraç toprağa tutunur, rüzgâra direnir, yangından sonra bile yeniden filizlenebilir. Üstelik meyvesi de zahmet ister. Dalından koparıp hemen yiyemezsiniz. Beklemek, emek vermek, acısını almak gerekir.

Barış da biraz böyle galiba.

Müzakerelere sığmıyor. Salt anlık muhataplıkla çözüm gelmiyor. Çerçeve yasa ve süreçle ilgili görüşlerimi daha geniş ayrıca paylaşacağım. Ama bugün barıştan bahsederken şimdilik, eğer her kimliğin, her toplumun, her insanın özgürlüğü ve eşitliğini sağlamıyorsa, kapsayıcı ve yara sarıcı değilse sürecin ve yasanın kadük ve bir kez daha siyasi ikbal malzemesi olarak kalacağını söylemekle yetineyim. Tarafların eşit özverisi, özeleştirisi, tavizi, kabulü ve adımları terazinin iki kefesinde de eşit olmalıdır. Siyasetin değil, halkların faydası için bir kez daha çıkılan yolu bu bakışla değerlendirmek zorundayız. Barış birileri ilan edince var olan, kürsülerden güzel cümlelerle çağrılınca gelen bir şey değil. Emek istiyor, sabır istiyor; kök salacağı bir toprak, gölgesinde yan yana oturmayı kabul edecek insanlar; bu kabulü sağlayacak bellek ve yüzleşme çalışmaları, kültürel ve tarihsel birikimin aktarımıyla sağlanacak bilinç istiyor. En çok da dürüstlük ve benimseme bekliyor.

Bu yüzden bu yıl Gömeç'te 5. düzenlenen festivalin adının **Zeytin Dalı Kültür, Sanat ve Barış Festivali** olması bana yalnızca güzel değil, çok yerinde geliyor. Hele Ege kıyısında; zeytinin vatanında, ağaçların arasından denize baktığınızda karşı kıyının “karşı” olmaktan çıktığı bir coğrafyada…

Başkanı olmaktan büyük onur duyduğum Ege Barış ve İletişim Derneği’nin Midilli’deki kardeş derneğimiz Siniparksi ile yaklaşık 30 yıl önce kurduğu dostluk ve barış deneyimini paylaşmak üzere Gömeç’teydik. Yunanistan’dan gelen yoldaşlarımızla birlikte bir panelde bu uzun yolculuğu anlattık.

Bugüne ulaşan bu köklü birikimin temelleri, siyasi koşulların hiç de kolay olmadığı bir dönemde atılmıştı. O dönemin yürekli yerel yöneticileri ile onlara inanan devrimci, ilerici yol arkadaşlarının emeği........

© Birgün