menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ege’den dünyaya bir barış çağrısı

55 0
13.03.2026

Toprağa düşen üçüncü cemreyi de yanımıza alarak çıktığımız yolculukta baharın neşesi üzerimizdeydi. Bir kez daha dostlarımızla buluşmanın sabırsızlığıyla Ayvalık limanından ayrıldık; güneşin mavi Ege sularıyla küçük oyunlarını izleyerek Mytilene’ye ulaştık.

Başkanı olduğum Ege Barış ve İletişim Derneği ve Midilli’de bulunan kardeş dernek Siniparxi işbirliğinde düzenlediğimiz, Figen Gürsoy’un “Bir Mübadele Hikâyesi” başlıklı sergisi ve söyleşi programı için Midilli’deyiz. Bu seyahat barış adına türlü etkinlik, festival  ve kimi zaman kültürel kimi zaman siyasi ziyaretlerle 30 yıldır sürdürülen köklü dostluğun yeni adımlarından biri.

Merkeze doğru yürürken kordon boyunca sıralanan binaların önünde bulunan demir tente ve kapalı alanların sökülmüş olduğunu fark ettim. Tarihi ve kültürel mirasın korunması amacıyla getirilen yasa uyarınca Kordon boyunda yer alan tüm işletmeler bulundukları binaların ön cephesinde tadilat yapıyor, tabelalar ve kaldırılan çirkinlikten kalan izleri de temizliyorlar. Artık gündüzleri şemsiyeler koruyacakmış konukları güneşten, geceleri de yıldızlar selam verecek anlaşılan. Ne güzel. Demek yüz yılı aşkın tanıklığıyla son yıllarda kapalı ve terk edilmiş olan hüzünlü cafe Panhellinion da ihtişamlı dekoruyla yaşama karışacak.

İzmir kordon boyunda bir kısmı bakımsızlığa ve üzerine çakılı göstermelik sarı plastiğe direnmeye çalışan güzelim dalgalı kaldırım taşlarını, palmiyeleri hunharca kuşatan demir yığınlarını, kontrolsüz tabela karmaşasını düşünerek benzer bir yenilenme hayaliyle adımlarım sıklaştığında defalarca önünden geçtiğim ama fark etmesi olanaksız olan tek katlı taş bina güzelliği ve mermer alınlığında 1800’lerden kalan Osmanlı Bankası yazısıyla göz kırpar gibiydi bana. Sana da merhaba tanıştığımıza çok sevindim diyorum içimden.

Adaya gelirken dostlarımıza göstermek üzere yanımda Cengiz Bektaş’ın Aigina, Poros, Hydra, Midilli, Sakız kitabını getirdim. Mimar ve yazar Cengiz Bektaş’ın sık sık değindiği gibi Ege’de mimarlığın dili de aslında ortak bir hafızayı taşır. 19. yüzyılda taş ustaları bir yıl Ayvalık’ta çalışır, ertesi yıl Midilli’ye geçerdi. Aynı ellerin yaptığı evler iki kıyıda da yükselirdi. Belki de bu yüzden Midilli’de yürürken insan bazen Ayvalık’ta ya da Foça’da dolaşıyormuş gibi hisseder. Ege’nin iki yakasındaki evler aynı rüzgârı ve aynı ışığı tanır. Taşın, avlunun, sokağın dili ortaktır.

Benim kitabı yanıma........

© Birgün