menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sandığı 'Üsküdarlamak'

35 0
11.09.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Piyasaya çıktıkları günlerden itibaren “sandığın kutsiyetini” dillerinden düşürmezler hiç.

Kazandıkları her seçimden sonra, bunu olgun biçimde hazmedip kendilerini seçen halka hizmet için yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirmek yerine, kaybedenleri yani siyasi rakiplerini (onları düşman olarak algıladıklarından dolayı) aşağılamak, ezmek ve mümkünse ortadan ilelebet kaldırmak için gibi bir davranış biçimini benimsediler.

Zaten, tipik bir sağcı hareket olarak dünyayı “Biz ve düşmanlarımız” diye algılama sendromunun etkisinde oldukları için rakiplerini (düşmanlarını) adeta “Bir daha karşılarına çıkamayacak hale getirmek” için ellerinden geleni yaptılar.

Ama gerçek bir demokraside, galip çıktıkları sandık bir daha ortaya konulduğunda, rakiplerinin yeniden çalışıp da kazanmaları gibi bir olasılık bulunması gereğini asla kabullenmeye yanaşmadılar.

Zaten 2015’ten itibaren seçim kaybetmeye başladıklarında da “Bir daha bunlara fırsat bile vermeyelim. Sandığı gündemden çıkaralım” diye bir yöneliş içine girdiklerini hep birlikte gördük.

Arada, 2017’de hileli referandumla rejimi değiştirdikleri andan itibaren de yerel seçimlerden galip çıkanları da, ellerindeki yargı ve kolluk gücünü kullanarak “kayyımlama” yoluna gitmeye başladılar. Ne ironiktir ki, bugün “sözde” iyi geçinir gibi yaptıkları Kürt siyasi hareketinin yerel yöneticileri bu yöntemle en çok hedef aldıkları “düşmanların” başında geliyordu.

2019 ve 2024 seçimlerinde aldıkları ağır yenilgiler, 2019’da yaklaşık çeyrek asır sonra İstanbul ve Ankara’yı yitirmeleri, 2024’de ana muhalefetin, “Türkiye nüfusunun yüzde 60’ının yaşadığı, GSYH’nin yüzde 80’ini üreten bir alanı” kazanmasıyla, düşmanca güdüleri doruğa........

© Birgün