İktidarın envanterinde halk muhalefetini yenecek silah yok: Mutlak Butlan Saray’a yetmez
Ülkenin dörtte üçü içinde bulunduğu durumdan memnun değil. Her fırsatta “böyle gitmez” diyor. Ama halihazırda akacak bir yatak bulmuş değil. Halkın ezici bölümü partilerin sorunlarını çözmede yetersiz kaldığını düşünüyor ve uzun süredir bu alanda “hiçbiri” partisi birinci.
Konu parti tercihi olunca da durum çok değişmiyor. Ülkenin üçte biri hâlâ kendini kararsız/oy vermem olarak ifade ediyor. Durum öyle bir noktaya geldi ki, “bıktık, artık yeter, dayanacak güç kalmadı, artık gitsinler, değişsin” kelimeleri Türkiye’de milyonlarca insanın ruh halini anlatan kesişim noktası oldu.
Türkiye, 103 yıllık Cumhuriyet tarihinin en hareketli dönemini yaşıyor. Küçük depremlerle her kesimden siyasetçinin ayağının altındaki toprak sarsılıyor. İster adına “dip dalga” ister “büyük depremin habercisi” denilsin ortadaki gerçek ülkedeki fay hatlarının harekete geçtiğidir.
HALK İKTİDARIN EZBERİNİ BOZDU
Ülkedeki huzursuzluk ve değişim talebi öyle bir noktaya geldi ki bilinen siyaset yöntemleriyle durumu idare etme şansı kalmadı. Erdoğan-Bahçeli ikilisinin ağızlarından ve eylemlerinden muhalefeti düşürmemelerinin de nedeni budur. Cumhur İttifakı’nın iki lideri de partili siyaseti/muhalefeti hep çok sevdi. Seçim ve siyasi partiler yasasının antidemokratik yapısından kaynaklı donmuş, liderlerin inisiyatifiyle ilerleyen siyaset AKP’nin 25 yıllık iktidarını kolaylaştırıcı etken oldu. CHP’yi yaklaşık 30 yıl Baykal ve Kılıçdaroğlu yönetirken bu dönem boyunca sahneyi Erdoğan ve Bahçeli ile paylaştılar. Partilerde yaşanan komplolar, değişen ittifak her dönem Erdoğan’ın siyasi ömrünü uzatmasıyla sonuçlandı. Türkiye’de siyaset halkın oyunu tribünlerden seyrettiği oyuna dönüştü.
Ama artık durum değişti. Tüm dünyada otoriter liderler etrafında şekillenen rejimlere karşı muhalefetin ana omurgasını partiler değil birleşik halk güçleri oluşturuyor. Son derece anlaşılır birkaç başlık etrafında birleşen milyonlar ve onların emek örgütleri rejimleri........
