menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fon skandalının merkez üssü Söğütözü: Rejim fena sallandı

88 0
02.10.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Türkiye gündemine oturan "fon" skandalı, münferit bir finansal usulsüzlük ya da birkaç açgözlü bürokratın kişisel zaafı olarak değerlendirilemez. Bu gelişme, çeyrek asra yaklaşan iktidar pratiğinin dayandığı mülkiyet, bölüşüm ve ayrıcalık mekanizmasının kaçınılmaz bir sonucudur. Yandaş medyada, özellikle Yeni Şafak çizgisindeki yazarların "Meseleyi örtbas etmek partiye ve Erdoğan’a tamir edilemez zararlar verir" feryadı ile "Kazıdıkça altından kendi isimlerimiz çıkıyor" korkusu arasındaki sıkışmışlık, rejimin tarihsel tıkanıklığının resmidir. Hayati Yazıcı gibi kurucu figürlerin aile fertlerinin dahi bu ilişkiler ağında anılması, çürümenin partinin kılcal damarlarına kadar ulaştığını kanıtlamaktadır. Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken, skandalın aktörlerinden ziyade, bu skandalın açığa çıkardığı çelişkilerdir.

ŞAHSIM REJİMİNİN PARADOKSU

İktidar medyasının ve parti içi muhalefetin en belirgin sığınağı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve yakın çevresini bu kirlenme alanının tamamen dışında tutma gayretidir. "Lider temiz, ama etrafı kuşatılmış" miti, siyasal İslamcı ve sağ popülist geleneklerin kriz anlarında başvurduğu klasik bir meşrulaştırma aracıdır. Oysa bu söylem, iktidarın kendi inşa ettiği anayasal ve fiili gerçeklikle taban tabana zıttır.

Türkiye’de 2018 sonrasında oluşan "şahsım rejimi", devletin ve partinin tüm karar alma mekanizmalarını tek bir imza yetkisine bağlamıştır. Bürokrasiye atanan her üstyapı aktöründen devasa sermaye aktarımlarına, SPK kararlarından varlık fonu yönetimine kadar her tasarrufun nihai onay merci tek bir merkezken, yaşanan devasa yağma ve nüfuz ticaretinden o merkezin "habersiz" olduğunu iddia etmek imkânsızdır. Lideri sistemin günahlarından muaf tutmaya çalışmak, aslında o liderin kurduğu sistemin işlemediğini ve kontrolü kaybettiğini itiraf etmektir.

EŞ-DOST-AKRABA İKTİDARI

Bugün AKP’ye yöneltilen (akraba kayırmacılığı ve tek adam eleştirileri, sıradan bir siyasi etik ihlali olmanın ötesindedir. İktidar, kendi sermaye sınıfını ve sadık kadrolarını yaratırken devlet olanaklarını bir ulufeye dönüştürdü. Siyaset, kamu kaynağının iktidar çeperindeki dar bir elit gruba........

© Birgün