Orta Vadeli Program değil sürekli öteleme
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Türkiye’de Orta Vadeli Programlar hazırlanırken ekonomi yönetiminin hareket noktası sanırım şu: “Madem kanun emrediyor, biz de zorunluluğu yerine getirip ortaya bir şeyler koyalım.” Mehmet Şimşek döneminde hazırlanan OVP’lerin ortak özelliği bu. Önce iddialı hedefler açıklanıyor. Bunlar tutmayınca bir sonraki programda yeni rakamlar yazılıyor ve hiçbir şey olmamış gibi yola devam ediliyor. Ardından da “Biz nerede yanlış yaptık?” diye bakmak yerine, “Neler oldu neler…” diye söze başlanıyor.
Bu hafta başında açıklanan 2027–2029 dönemi OVP’si de bu geleneği bozmadı. Daha bir yıl önce 2026 enflasyonunun yüzde 16 olacağı söyleniyordu. Yeni programda tahmin yüzde 28,4’e çıkarıldı. Yani enflasyon hedefi bir yılda 12,4 puan, oransal olarak yüzde 77 şaştı. Büyüme tahmini yüzde 3,8’den yüzde 3,3’e indirildi. Sanayi büyümesinin yüzde 2,3’te kalacağı kabul edildi. Enerji ithalatı tahmini 63 milyar dolardan 71 milyar dolara, dış ticaret açığı beklentisi 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkarıldı.
Enflasyon daha yüksek, büyüme daha düşük, sanayi daha zayıf, dış açık daha büyük… Ama ekonomi yönetimine göre programın “ana çerçevesinde” bir değişiklik yok. Zaten mesele de burada. Dün bizi yüzde 16 hedefinin doğruluğuna inandırmaya çalışanlar, bugün yüzde 28,4’ün gerçekçi ve rasyonel olduğuna inanmamızı bekliyor. Bu, basit bir teknik güncelleme değildir. Bu kadar temel gösterge aynı anda bozulduğu halde programın yönü değişmiyorsa ortada program değil, hedeflerin bir belgeye serpiştirildiği ve zamanı geldiğinde yenileriyle değiştirildiği bir süreç vardır.
Üstelik........
