menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meyve ağacının dramı

50 0
13.03.2026

Hiç tarımla, hele ki o büyük sabır sınavı olan meyvecilikle uğraştınız mı? Eğer uğraşmadıysanız, bir canlının büyümesini beklemenin ne demek olduğunu, umudun nasıl her mevsim yeniden budandığını bilemezsiniz. Meyvecilik, öyle fabrikaya hammaddeyi döküp akşamına mamulü paketlemeye benzemez. Yıllarca süren bir sadakat testidir.

Piyasacı ekonomistlerin, steril ofislerinde grafik inceleyen "uzmanların" o soğuk diliyle ifade edeyim: Meyvecilikte başlangıç yatırımı süresi uzundur. Bu ne demektir bilir misiniz? Cebinizden her gün nakit çıkışı olurken kasanıza tek bir kuruşun dahi girmediği upuzun bir kuraklık dönemi... Fidanı dikersiniz; o fidan dile gelmez ama sizden sürekli ister. Suyunu ister, gübresini ister, toprağının havalandırılmasını ister. Siz ise sadece verirsiniz. Nakit akış tablolarında kırmızı çizgilerin hüküm sürdüğü 5-6 yıl boyunca, sadece bir hayale yatırım yaparsınız.

Şansınız yaver giderse, doğa ana size cömert davranırsa beş, altı yıl sonra ilk meyveyi elinize alırsınız. Ama sakın sanmayın ki o ilk hasatla beraber kara geçiyorsunuz. Tarım piyasasının o vahşi çarkları tam da o anda dönmeye başlar. Ürünün piyasa fiyatı, sizin hasat sevincinizi kursağınızda bırakacak şekilde yerlerde sürünür. Arz fazlası derler, talep daralması derler, piyasa koşulları derler... Siz ise "Olsun, bunca yıl bekledim, bir yıl daha sabrederim" dersiniz. Çünkü çiftçilik, rasyonel bir işten ziyade, toprağa duyulan karşılıksız bir........

© Birgün