menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çağdaş görünmek çağdaş yapmaz

30 0
22.08.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

The Invite, bu senenin en abartılan filmlerinden biri olmaya aday. Bu tür yetişkin ilişki komedilerinin artık sinemada pek karşımıza çıkmıyor oluşu, filmin varlığını başlı başına iyi bir şeymiş gibi pazarlıyor. Ne var ki film, kendini 2016'nın ilişki dünyasına aitmiş gibi kurarken 1990'ların ve 2000'lerin "burjuva çiftler cinselliği keşfediyor" komedilerinin bütün bagajını taşıyor. Çağdaş görünmekle çağdaş bir şey söylemek arasındaki fark da tam burada ortaya çıkıyor. Film yalnızca külüstür bir temayı yeniden sunmuyor; kime konuştuğu da anlaşılmıyor. Belki de asıl sorun tam olarak bu. The Invite'ın bugün var olmak için ikna edici bir kültürel gerekçesi yok.

Filmin hikâyesi oldukça yalın. Mutsuz bir çift olan Joe ve Angela (Seth Rogen ve Olivia Wilde), üst komşuları Hawk ve Pina'yı (Edward Norton ve Penélope Cruz) yemeğe davet eder. Dört kişinin aynı evde geçirdiği gece, evlilik, cinsellik, özgürlük, tek eşlilik ve ilişkiler üzerine giderek daha açık konuşmalara sahne olur. Tek mekânda geçen, dört karakterli bir oda oyunu gibi tasarlanan The Invite, aslında İspanyol yönetmen Cesc Gay'in 2020 tarihli The People Upstairs filminin yeniden çevrimi; o yapım da Gay'in daha önce yazdığı bir tiyatro oyunundan uyarlanmıştı.

Zaten projenin temel problemi biraz da buradan başlıyor. Karakterler karakterleşemeden karikatüre dönüşüyor. İnsanların birbirleriyle kurdukları hakiki ilişkileri izlemek yerine, belirli özellikleri ve esprileri temsil eden dört figürü seyrediyoruz. Karakterler gerçek insanlar gibi davranmaktan çok, senaryonun bir sonraki şakasını üretmek için orada gibiler. Bu nedenle ortaya organik bir ilişki komedisi değil, zaman zaman iyi çalışan ama giderek mekanikleşen........

© Birgün