Kadıköy’ün hafızası yok edilmek isteniyor
Bol şekerli bol boyalı, tarçın kokulu çöreklerin satıldığı küçük kafeler, bol plastik sandalyeli mekânlar, “hand made” çikolata ve kahve, ille de kahve… Yükte hafif pahada ağır yine “el yapımı” minik defterler, bilhassa genç kadınların kredi kartlarını patlatan cicili bicili şeyler, gereksiz olmasına rağmen gerekli numarasını çok iyi yapan bilumum hediyeliğin vitrinde sunulduğu dükkânlar… Günlerce bekletilmiş yağda kızarmış iç yakan patates… Şimdi Kadıköy dediğimiz bunların toplamı mı? Ya da iktidar cenahının sık sık dile getirdiği ‘Kaymak tabaka’nın yaşadığı ilçe mi?
Yoksa 15-16 Haziran’da büyük işçi direnişinin Anadolu yakasındaki üssü, bir koruyu korumak için gece gündüz nöbet tutanların mekânı, kadına yönelik şiddete ilk karşı çıkışın işaret fişeğinin atıldığı nokta mı? Nâzım Hikmet’in ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’na Kadıköy Haydarpaşa’dan başlaması bir tesadüf mü? Peki ya zengin tarihin, kültürün, dayanışmanın, direnişin üstü jöleli bir sosla örtülebilir mi?
Tüm bu soruların peşine düşen Kadıköy Belediyesi, Kadıköy Akademi’de çalışanlar buldukları yanıtları “Bir Hafızanın Peşinde/Kadıköy’ kitabında bir araya getirdi. Kitap, 19. yüzyılda ilçedeki çayır ve bahçelerden, 6-7 Eylül’e oradan 15-16 Haziran işçi direnişine, Nâzım’ın dizelerine sinen sokaklarına oradan bugüne Gezi sonrasına taşan ve unutturulmak isteneni hatırlatıyor. Farklı boyutlarıyla ilçeyi ele alan ve incelikle işlenmiş 11 ayrı makale var içinde. Kitabın editörlüğünü Özge Güneş ile birlikte Aras Aladağ üstleniyor. Aladağ ile Kadıköy’ün bu geçmişine bir sohbetle uzanmaya çalıştık.
Aras Aladağ
🟥 Kadıköy iktidar tarafından kaymak tabakanın yaşadığı yer olarak gösteriliyor. Bu çalışma ışığında sizin için Kadıköy nedir?
Evet, özellikle Bağdat Caddesi’nde ekonomik düzeyi daha yüksek bir kesim var. Ama Kadıköy’de başka mahalleler var. Fikirtepe gecekondu bölgesiydi yakın zamana dek. Hasanpaşa, Dumplupınar, Yeldeğirmeni tam tersine yoksulların da yaşadığı mahalleler. Buralarda bir kültür var. Kuzguncuk’ta çıkan büyük yangın sonrası Yeldeğirmeni’ne göç eden Yahudilerin yaptırdığı kentin ilk apartmanları var. Burada yaşamış olanların hikâyeleri bir sokak başında çıkıyor karşınıza. Ama ne var Kadıköy çok ağır bir ticari ve turizm baskısı altında. Terzi, yufkacı, koltuk döşemecisi kapanıyor yerine kafe açılıyor. Soylulaştırma yaşanıyor.
🟥 Sonucu ne oluyor burada yaşayanlar için?
Sermaye odaklı dönüşümler mekânları ticari varlıklar olarak değerlendirerek, toplumsal ve kamusal alanı zayıflatma eğiliminde. Mekânsal süreklilik kopuyor, toplumsal üretim zayıflıyor, dahası, ekonomik gerekçelerle taşınmak zorunda kalan bireylerin yaşadığı kopuş, toplumsal hafızanın sürekliliğini kesintiye uğratıyor. Kentte kimlik kaybına yol açıyor. Üstelik bu süreçte mekân, insanlara kimlik ve aidiyet sunan bir alan olmaktan çıkıyor.
Lefebvre’in “mekânın toplumsal üretimi” yaklaşımında üçlü ve bütünsel bir kavramsallaştırma vardır. Algılanan, tasarlanan ve yaşanan mekân. Biz toplumsal ilişkilere odaklanıyoruz. Kitapta da esasen bu ilişkilere odaklanmaya........
