Adaletin oturma düzeni
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Mahkeme salonları tarafsız mekânlar değildir. Büyüklüğü, kürsünün yüksekliği, yargılananların nerede ve nasıl oturduğu, avukatlarıyla aralarındaki mesafe, güvenlik görevlilerinin konumu… Tüm bunlar yalnızca mimari tercihler değil, siyasal iktidar ile yargılanan arasındaki güç ilişkisinin fiziksel ifadesidir.
Mahkeme mimarisi üzerine çalışan David Tait’in üzerinde durduğu mesele de bu: Adalet yalnızca yargıcın verdiği kararda değil, yargılamanın gerçekleştiği mekânda da görünür hale gelir. Anne Maass’ın “Intimidating Buildings” başlıklı araştırması ise adliye mimarisinin insanların yargılama ve mahkûmiyet algısını dahi etkileyebildiğini gösteriyor.
Bu alandaki çalışmalarda kullanılan “dock” kavramı, yargılananın duruşma sırasında bulunduğu, çoğu zaman avukatından ve salonun diğer bölümlerinden fiziksel olarak ayrılmış özel alanı ifade ediyor. Bu alan kimi mahkeme salonlarında camla ya da parmaklıklarla çevriliyor, kimi zaman da yargılanan güvenlik görevlilerinin arasında ve avukatından ayrı tutuluyor. Dolayısıyla mesele aynı zamanda daha hüküm verilmeden sanık hakkında nasıl bir algı yarattığı.
Meredith Rossner, David Tait, Blake McKimmie ve Rick Sarre’nin “dock” düzeni üzerine çalışmaları da tam olarak buna dikkat çekiyor: Yargılananın avukatından ayrıştırılarak güvenlikli bir bölümde tutulması, masumiyet karinesini zedeleyebilecek bir suçluluk algısı yaratabiliyor.
AİHM’nin metal kafes ve cam bölmeler içinde yargılama konusunda geliştirdiği içtihadın arkasında da aynı temel düşünce var: Yargılanan kişi, daha hakkında hüküm verilmeden mahkeme salonunun mimarisi tarafından suçlu ilan edilmiş gibi gösterilemez.
Silivri’deki İBB davasına buradan da bakmak gerekiyor.
Örneğin, seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu 143 eylem isnadı ve 2 bin 400 yıl hapis talebiyle yargılanıyor. Böylesine ağır bir suçlama yığını karşısında savunmaya tanınması........
