menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Ailem Güvende mi?” Anormali kim belirleyecek?

26 0
21.09.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Bir toplumda "normal" ile "anormal"in sınırını kim çizer? Sorunun cevabı bilimse, psikiyatri hekimi karşısındaki insanın kim olduğuna bakmaz.

Bilim ve etiğin çizdiği sınırlar ve verdiği yetkilerle, o insanın acısını dindirmekle, hastaysa iyileştirmekle uğraşır. Anormalin kim/ne olduğunun sınırlarını politik iktidar belirlerse, hekim hastasını değil, iktidarın çizdiği sınırı korumakla görevlendirilmiş olur.

Doktorluktan çıkar, bekçiliğe geçer. Son haftalarda "Ailem Güvende" adıyla yürütülen operasyon, bu soruyu artık soyut bir tartışma olmaktan çıkarıp somut bir tehdide dönüştürdü.

Operasyon gece kulüplerinden başladı; LGBTİ derneklerine, HIV ile yaşayanların tanı ve tedaviye erişimini savunan örgütlere uzandı. Ardından, aktivist değil bir meslek derneği olan, hekim ve psikologları cinsel sağlık alanında eğiten Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nin (CETAD) internet sitesi ve sosyal medya hesapları erişime kapatıldı.

Fuhuş, gece kulübü ya da masaj salonlarına yönelik adli-polisiye soruşturmalara; bilimsel meslek dernekleri ve insan hakları örgütlerini ekleyerek hepsini tek bir operasyonun içine almak ve medyaya bu şekilde servis etmek, hukuki değil ideolojik bir tercih. İlki somut bir suç isnadını konu ederek, kanıt ve yargı süreciyle ilerleyecek bir adli işlemdir.

Fuhuş ve insan ticareti suçuna yönelik adli operasyonlara kim itiraz eder?  Ama aynı torbaya bir kimlik, bir bilgi, bir tedavi ilişkisi de eklenirse bilimi, tıp mesleğini ve birey haklarını da “suçlulaştırmış” ve bu örgüt ve insanları da suç şüphelisi ilan etmiş olursunuz. İkisini aynı torbaya koymak, gerçek bir suçla mücadele görüntüsü altında, farklı olanı suçla eşitleyen bir manipülasyondur.

Bu manipülasyonun bir başka yüzü de "dış mihrak" söyleminde görülüyor. Hedef alınan dernekler yabancı fonla çalışmakla suçlanırken, iktidara yakın vakıflar aynı Avrupa Birliği kaynaklarından çok daha büyük meblağlar alıyor. Demek ki mesele kimin nereden........

© Birgün