ABD'de muhalefetin sınırları yeniden çiziliyor
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Gün geçmiyor ki Trump yönetiminin “komünizmle mücadele” politikası yeni bir cadı avına dönüşmesin. Son olarak Marco Rubio’nun geçtiğimiz hafta “Küba: 21. Yüzyıl Komünizminin Başkenti” başlıklı bir rapor paylaşmış ve sol düşmanlığını yepyeni bir boyuta taşıyarak Küba’ya uygulanan ABD ambargosuna karşı çıkan tüm dayanışma biçimlerini, kurumları ve aktörlerin isimlerini de vererek hedef almıştı. Raporun hedef aldığı faaliyetlere bir arada bakıldığında Küba’yla dayanışmanın ötesinde, ABD dış politikasına, Trump yönetiminin baskıcı iç politikasına ve anti-demokratik uygulamalarına karşı çıkan her türlü itirazın şüpheli hale getirildiği görünüyor.
Rapor adeta bir “torba yasa” mantığıyla kurgulanmış. Vietnam Savaşı karşıtı hareketlerden günümüzün sınır dışı (ICE) karşıtı mücadelelere, insani yardım konvoylarından siyah özgürlük hareketine ve Amerika'nın Demokratik Sosyalistleri (DSA) gibi yapılara kadar her şeyi onlarca yılı, onlarca farklı hareketi ve onlarca benzemezi aynı şemsiyenin altına doldurmuş. Sömürgeciliğe karşı bağımsızlık mücadeleleri, ABD’deki siyah özgürlük hareketi, savaş karşıtlığı ve öğrenci eylemleri "Batı medeniyetine duyulan nefret"in yansıması olarak çerçeveleniyor. Bu bakımdan rapora göre Küba’nın “suçu” da dünyanın ezilenlerine “ırkçı Yankee emperyalizmiyle” karşı karşıya olduklarını anlatabilmesi.
McCarthy dönemi tasfiyelerini örnek alınacak........
