menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sokakların çağrısı

27 0
11.10.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Büyük kriz sonrası uzun bir çalkantı döneminden geçiyoruz. Eski sistem -ve onun siyasetleri- çöküyor. Karşı arayışlar bu eski ve çürümüş bu kabuğu kırmak için farklı yollardan harekete geçmeye devam ediyor. Fransa’da sokakları tutuşturan liselilerden İspanya’nın meydanlarına uzanan direnişlerle birlikte Brezilya’da Lula’nın ilk tur yenilgisi de bunun bir parçası.

Lula başkanlık seçimlerinin ilk turunu yüzde 2’lik bir oyla geride tamamladı. Faşist Flavio Bolsonaro’nun başkanlık koltuğuna yakın olması, kuşkusuz ki ABD ve İsrail’in desteklerinden, buna paralel olarak seçim sürecinin -sosyal medya merkezli kuşatmadan başlayarak- pek çok etki ile kuşatılmasına kadar pek çok neden sayılabilir. Emperyalist ABD’nin Latin Amerika’yı kuşatma stratejisin en önemli merkezlerinden birisinin Brezilya’da Lula’nın iktidarına son vermek olduğu da biliniyor.

Bunlar bir yana Lula’nın -zor olan ikinci turu kazansa dahi- aldığı bir tür yenilginin, daha içsel toplumsal nedenleri üzerine düşünmek gerekir. Lula, özellikle son döneminde daha fazla olmak kaydıyla, büyük sermaye ile emekçi sınıflar arasındaki bir sosyal uzlaşma siyaseti izledi. Pembe dalganın üzerine yükseldiği toplumsal hareketlerle mesafeli bir çizgi, kendisini adım adım sermayenin kuşatmasının içine itti. Gerekli olan kızıla çalan bir radikal bir değişimin zorlanmasıydı belki de… Bunun yerine daha yükselen faşist harekete karşı verili durumu korumak -ve sermaye için makul olmaya çalışmak- Lula için kaçınılmaz yenilginin taşlarını döşedi. Nitekim, seçimlere katılımın düşük olmasının en çok Lula’ya zarar vermesi, halkın bu sınıfsal tercihin farkında olduğunun bir göstergesi.

İkinci turda kuşkusuz ki Lula’yı umut kapısı olarak görmese de Bolsanaro seçeneği ile cehennemin kapılarının bir kez daha açılmasına hayır diyecek milyonların harekete geçmesiyle sonuç değişebilir. Ama bundan daha önemlisi en az yarısının -ve toplumsal haraketlilik içindeki en dinamik kesimlerin içinde olduğu- bir direniş dalgası o ya da bu koşullarda kendi radikal değişim çizgisi etrafında, mutlaka -Lula’dan da öte- kendi yollarını açacaktır.

II

Dalganın bir ucunda da İspanya’dan Fransa’ya uzanan direnişler var.

İspanya halkı konut krizi üzerinden sisteme güçlü bir yanıt veriyor. Evinden atılmak istenen bir emeklinin hakkına sahip çıkma mücadelesi İspanya emekçi halkı için topyekun bir ONUR mücadelesine dönüştü. Bu direniş Öfkeliler Hareketi ile başlayan bir mücadelenin yeni bir halkası olarak biçimleniyor. 2010’larda yaşanan bu direniş Meydan’dan Podemos’a uzanan bir siyasal yol izledikten sonra, Sanchez’le somutlaşan bir İlerici Hükümet’in ortaya çıkmasına etki etti. Bugünse hareket bir başka biçimde, bu kez Sanchez ve onun -Meclis’te sağcılar eliyle sınırlandırılmış- hükümetine karşı da bur direniş olarak hayat buluyor. İlerici Hükümet nerede........

© Birgün