Fenerbahçe'den CHP'ye neyin aklı?
Sokrates'in mevcut Atina demokrasisini ve yönetim biçimlerini ahlak, erdem ve bilgi üzerinden sorgulaması, aynı zamanda devletin siyasi kurguyla birlikte insan yaşamına direkt müdahalesi söz konusu olduğu için, sorular üzerinden felsefi bir boyutta da tartışılmasına dayanak olmuştur.
Bugün devlet ile aklı yan yana getirmeye çalışanların, dışa açık emperyal bir dayatmanın hamiliğini gizleyerek sanki bir kurgu varmışçasına söylemlerin hiçbir şekilde değerlendirmeye tabi olması söz konusu değildir. Çünkü hiçbir dayanağa bağlı değildir.
Merkezi ve mekanizmayı ele geçirenlerin kendi devamlılıkları üzerine bir tasarrufu tanımlamak için bu terimin kullanılması, bir devletten ziyade mutlu bir azınlığın konfor alanını terk etmemesi gibi basit bir sürece indirgenmesi daha doğru bir yaklaşım olur. Bunun için muhtaç olduğu kudret damarlardaki kanda falan değil, direkt okyanus ötesindeki hakiki derin devletin çıkarlarına entegre iş birliğine bağlıdır.
Bu süreç 2010 referandumu ile başladı.
Artık kurumlar ele geçirilerek beklenen hedefler yeniden tasarlanması gerekiyordu.
Bunun sosyal ve siyasi yaşantının her alanında yapılmasının zorunluluğu, sonradan cumhuriyet devrimlerine ve kültürel kurgusuna karşı değişime tabi tutulacak yoz bir kültürel hegemonyanın temelini oluşturacaktı.
Spor kulüplerinin ele geçirilmesinin önemi, büyük kitlelere ulaşımdaki kolaylığın hem örgütlenmeye hem de propagandaya müsait bir alanı oluşturmasından kaynaklanmaktaydı. Mali ve adil oyun çözümsüzlüğü kabulündeki rızaya dayalı ikna gücü bu noktada futbolu baş tacı etmekteydi. Bu sürece dahil olan kulüpler ve yöneticiler, başarı kisvesi altındaki........
