menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dikta hukuku ve TELE1

84 0
27.04.2026

Yakın dönem medya tarihinin en önemli olayı hiç kuşkusuz Tele 1’e el konulmasıdır. Şimdi onu satıyorlar.

Siyasal bir zorbalık sergilenerek, yalana ve iftiraya dayalı şekilde kurulan "Casusluk" kumpası 19 Mart AKP-MHP darbesinin en önemli etaplarından biridir. Hiçbir somut (hatta soyut) delile dayanmayan bu kumpasın asıl hedefi, halktan yana yayıncılık yapmayı ilke edinmiş, bağımsız ve muhalif bir televizyon kanalına, TELE 1’e "çökmek", beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmaktı.

Öncelikli amaç, TELE 1’in olmadığı bir medya ortamı yaratmaktır. Çünkü geniş kesimlere ve farklı milyonlarca insana ulaşan, yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da yaygın şekilde izlenen, mali ve siyasi baskılara boyun eğmeyen TELE 1’in olduğu bir medya ortamında darbe rejimini sürdürmek zordu. Bu nedenle hukuku çiğneyerek, daha biz ifade bile vermeden kanala kayyım atadılar. Şimdi de daha mahkemeye çıkmadan, TELE 1’i yok pahasına, orta halli bir semtteki daire fiyatına satışa çıkardılar.

İlk duruşma 11 Mayıs’ta Silivri’de, aceleleri var. Çünkü yalana, iftiraya, yoruma, varsayıma dayanan, dahası olmayan kanıt ve ifadeyi varmış gibi göstererek, mahkeme ve kamuoyunu yanıltmaya çalışan iddianame, tel tel dökülüyor. Bir hukuk sefaleti gibi. Kendi yurttaşına iftira atan, suç icat eden, elindeki kamu gücünü ideolojik saiklerle istismar ederek, hukuku çiğneyip görevi kötüye kullanarak, "kişi hürriyetini" tehdit eden bir iddianame. Adeta bir suç belgesi gibi. Bu nedenle, duruşmada bir savunma yapmaktan çok, ortaya bir tür karşı iddianame koyarak bu suçu teşhir edeceğim. Biz kumpası yargılayacağız.

Satış kararı, biliyorsunuz 28 milyon TL ile başlayan açık artırma yoluyla uygulanacak. Bu adım, yürütülen soruşturmanın niyetini de deşifre ediyor. Yukarıda da vurguladığım gibi, asıl amaç TELE 1’e el koymak, yağmalamak, mümkünse yandaşlara peşkeş çekmektir. İkinci amacı ise -ki saçma ama önemlidir- yerel seçimlerini lekeleyerek Ekrem İmamoğlu’nu seçilmemiş saymaktır. Çünkü kumpasçıların iftirasına göre (hiçbir kanıta dayanmaksızın) biz TELE 1 olarak istihbarat örgütlerinin yönlendirmesiyle seçimlere ve CHP Kurultayı’na müdahale etmişiz.

Kanıt var mı? Yok! Ama hem İmamoğlu hem de Özgür Özel bu yolla seçilmiş, iyi mi! Peki kim bu yabancı ülkeler ve istihbarat örgütleri? Belli değil, yok iddianamede. Neden seçimlere müdahale edilmiş, amaç neymiş? Yine yok! Tam saçmalık!

DEMOKRATİK HAKLAR SUÇ SAYILIYOR

Dahası, iddianame, yabancı bir devletle ya da bir istihbarat örgütü ile herhangi bir irtibat bulunmasa da casusluk yapılabileceğini ileri sürüyor. Oysa bu suçu düzenleyen TCK 328 madde ve gerekçesi, tam aksini söylüyor. Yani savcılık bize yumurtasız omlet olabileceğini yutturmaya çalışıyor.

Bu tutum, kendi yurttaşına, muhaliflere ideolojik bir husumet içinde olmaktan başka şey değildir.

Temel bir hukuk ilkesine aykırı olarak, kanıtsız şüpheleri sanık........

© Birgün