İBB davasında sanık, CHP davasında tanık
İBB davasında itirafçılardan Adem Soytekin’in mahkemedeki ifadesi, iktidar medyasında “500 bin dolar rüşvet verdim” başlıklarıyla haberleştirildi; muhalif medyada ise “Çöktü, çöktü” ve “O beyan bana ait değil, şablondu” başlıkları kullanıldı.
Soytekin’in ifadesine o kadar önem atfedildi ki, CHP'nin “mutlak butlan" davasında da tanık olarak dinlenmesine karar verildi. Ben de bunun üzerine Adem Soytekin’in İBB davasındaki ifade tutanaklarını, duruşmayı izleyen arkadaşlardan alıp inceledim.
Öncelikle CHP’ye ilişkin sözlerine baktım. Doğrudan CHP Kurultayı ile ilgili bir söz yoktu. KİPTAŞ’ın bir projesinde 70 dairenin “CHP'li belediye meclis üyeleri, CHP'nin belirli çalışanları ile KİPTAŞ çalışanları”na uygun koşullarla verildiğini anlatıyordu. Bir de CHP İstanbul İl binasının alımı için belediyelerden para toplandığını, ama kendisi ve bazı müteahhitlerden bağış yapılmış gibi makbuz alındığını söylüyordu.
İktidar medyasındaki haberlerin tutanaklarda olup olmadığını da inceledim. Soytekin, tutanaklarda, etkin pişmanlık ifadesini baskı altında verdiği iddialarını reddediyor. “Sistem” olarak anlattığı ise belediyenin müteahhitlere ödeme yöntemi:
“Sistem şu şekildeydi: Belediye bize işi verir; ‘Şurada kreş, kültür merkezi veya yurt yapacaksın’ der. Buradan doğacak hakedişlerimizi ‘Şu kişilerden daire, dükkân veya çek şeklinde alacaksın’ diyerek bizi yönlendirirdi. Belediye ile ilgili kişi arasındaki adına rüşvet, bağış, pazarlık ya da sosyal donatı katkı payı ne derseniz deyin, o süreç çoktan bitmiş olurdu.”
Sonra da “Ben rüşvet organizasyonu kuran, yöneten ya da buna aracılık eden biri değilim. Ben, iş yapan ve yaptığı işin karşılığını alan bir müteahhidim” diyor. Ancak hakedişlerini alabilmek için Ali Kurt’a 500 bin dolar rüşvet verdiğini de söylüyor. Mahkeme Başkanı’nın “Ne için gönderilmişti para” diye sorması üzerine Soytekin “Rüşvet başkanım. Şahsına istedi” yanıtını veriyor. Ama Ali Kurt’un avukatı sorduğunda parayı verdiği yılı hatırlayamıyor; Ali Kurt da hem rüşvet iddiasını hem de CHP’lilere daire kontenjanı iddiasını reddediyor.
“İmamoğlu’nun itirafçı olmasını engellemeye çalıştığı ve milletvekilliği teklif edildiği” konusunda ise net konuşmuyor. Savcı, eski ifadesinden bir bölümü okuyarak, “Bu beyan doğru mudur?” diye soruyor; Soytekin de “Ekrem Bey'den mi geldi bilmiyorum, Ekrem Bey'in geldiği söylenen notlar oldu” diyerek ikircikli konuşuyor.
Gelelim muhalif medyaya. Oradaki haberlerin çoğu “O ifade bana ait değil” cümlesi üzerine kurulmuştu. Tutanaklardaki bu bölüme de baktım. Savcı, eski ifadesindeki “Beylikdüzü'nde temelleri atılıp İstanbul'un tamamına yayılan çıkar amaçlı suç örgütünün yapısı ve faaliyetleri hakkında bildiklerini anlatacağı” sözünü soruyor. Soytekin de bu soruya, “O ifade bana ait değil. Ben onu şablon olarak gördüm. Yoksa ben nereden bileyim 2014'te Beylikdüzü’nde Ekrem Bey'in aday olacağını? Yani o biraz hayalperest bir şey olur” yanıtını veriyor.
Kuşkusuz bu sözler de önemli. “Örgüt yapısı” hakkında bilgisi olmadığını anlatıyor, İmamoğlu’na yönelik suçlamada bulunmamış oluyor; örgüt iddiası kalmıyor ortada. Anlaşılan, duruşma sonrasında İmamoğlu’nun “Çöktü, çöktü” demesinin nedeni de bu.
Uzatmayayım, muhalif medyanın “500 bin dolarlık rüşvet verdim” iddiasını, iktidar medyasının ise “O ifade bana ait değil” bölümünü aktarmaması haberleri sakatlamış. Gazeteci olarak bizim işimiz duruşmadaki ifadeyi doğru ve özünü bozmadan yansıtmak. Dilediğimiz kadar yorum yapabiliriz, ama gerçeğe sadakatle yükümlüyüz.
∗∗∗
HALK TV’DEKİ “HAKLI SEBEPLER”
Seda Selek, Halk TV’den ayrılırken, ayrıntılı bir açıklama yapmamış, “Bilin ki, son derece haklı sebeplerim var” demekle yetinmişti.
O gün Sorel Dağıstanlı’nın, Seda Selek’e verdiği destek ve........
