menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“İkramları beğendiniz değil mi?”

21 0
latest

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Ankara’daki NATO Zirvesi, gazetecilik açısından verimli bir laboratuvardı. Türkiye’deki medya ortamına yönelik artan baskının zirvede gündeme gelmesini engelleyemedi.

Daha zirve başlarken Hollanda’nın kamu ajansı ANP’nin muhabiri çıktı; NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye “Ev sahibi ulusu çokça övdünüz” diye başlayarak, sordu sorusunu:

“… burada muhaliflere baskı yapılıyor. Bir gazeteciye, hatta bir komedyene bile. Ankara liberal demokrasiler zirvesi için uygun bir yer mi? Sizce bu zirve liderlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bu sorunları konuşması için doğru bir fırsat olabilir mi?”

Rutte ise “Demokrasi aynı zamanda özgür medyadır. Siz buradasınız ve istediğiniz soruları soruyor, istediğiniz yazıları yazabiliyorsunuz” diyerek geçiştirdi soruyu.

TRT Haber, Hollandalı gazetecinin sorusunu yumuşatarak aktardı izleyicilerine. İktidar medyası da genellikle görmezden geldi bu soruyu. Onlar için zaten zirve öncesinde altı gazeteci gözaltına alınmamış, Yıldız Tar, Ali Çağatay ve Fatma Sibel Gürcihan da tutuklanmamıştı! Hiçbir akreditasyon yasağı ve erişim engeli de yoktu!

Rutte, zirvenin son günü düzenlediği basın toplantısında da doğrudan kendisiyle ilgili bir soruya muhatap oldu. Danimarkalı gazetecinin dili, Hollandalıdan çok daha ağırdı:

“Trump, Grönland’ı fethetmekten, İspanya gibi müttefiklere saldırmaktan bahsettiğinde yanındaydınız. Orada oturup bir şey söylememek kendinize olan saygınızı etkilemiyor mu?”

Umarım “Konuğa böyle soru sorulur mu?” diyerek, Kemal Kılıçdaroğlu’na Sözcü TV’de zorlayıcı sorular sorulmasına karşı çıkanlar da izlemiştir. Danimarkalı gazeteci, Rutte’nin özsaygısını sorgularken doğal bir gazetecilik refleksi sergilediği bilinciyle gayet rahattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, çoğunluğu iktidar yanlısı gazetecilerin katıldığı basın toplantısının atmosferi ise çok farklıydı. Hümeyra Pamuk, Rüya Akkuş, Deniz Tüysüz, Ahmet Örsoğlu, Büşra Mercimek, Bahar Feyzan ve Murat Yetkin gibi gazeteciler, bilgi alma amaçlı teknik sorular yöneltirken kimi gazeteciler de yaranma ve övgü yarışına girdi.

Sabah Dijital’den Esra Aydoğdu, “çelik kubbe” projesini “vizyoner bir adım” olarak nitelendirirken, Yeni Şafak’tan Nur Özkan Erbay, “şahsınızla müsemma haline gelmiş barış inşacılığı” ve “lider diplomasiniz” diye başladı söze, sonra da cümleyi toparlayamadı.

Türkiye Basın Federasyonu Başkanı Sinan Burhan da “Yeniçeriler ve Mehter takımını görmekten mutluluk duyduğu”nu anlattı keyifle, sonra da “Batılı liderler nasıl karşıladı bu tabloyu, onu merak ediyorum” dedi. Ama TRT Kürdi’den Emine Kaplan’ın pası, Sinan Burhan’ınkinden daha müthişti! “Basın tarafında her şey sorunsuz geçti; İletişim Başkanlığımız çok güzel bir organizasyon yapmıştı her şey mevcuttu” deyip zirvedeki sorunları sordu. Erdoğan da hemen bu pası alıp “Organizasyon çok başarılıydı. Herhalde beğendiniz ikramları değil mi?” diye sordu gazetecilere.

Karşısından onay sesleri, gülüşmeler ve bir kez daha alkışlar yükseldi. Öndeki bürokratlar mı alkışladı, gazeteciler de katıldı mı, ekrandan tam anlayamadım. Fakat bu ilk alkış değildi, ondan önce de tam yedi kez alkışlayarak kutlamışlardı Erdoğan’ı.

Sanırsınız Erdoğan, basın toplantısı değil de dostlarıyla sohbet toplantısı düzenlemişti; gazeteciler için de oradaki en önemli şey, ikram edilen yiyecek içeceklerdi!  Eh, gazeteciler, yanlış anlamalarına, kimi sorulara ilgisiz yanıtlar vermesine ya da yanıtsız bırakmasına aldırış etmeyip, zorlayan, eleştiren soru sormayınca Erdoğan’ın ikramları sorması çok doğaldı.

Gazeteciler nasıl soru sormalı dersi almak isteyen her gazeteci, Danimarkalı ve Hollandalı iki gazetecinin sorularını izlemeli.  Gazeteciliğin nasıl yapılmayacağını öğrenmek ve gazetecilikle ilgisiz “sorular” duymak isteyenler de Erdoğan’ın basın........

© Birgün