Gazetecilik ve göreceli ahlak!
Göreceliliğe kıymet veririm. Ahlaki doğruların ve yanlışların evrensel, herkes için geçerli sabit kurallar olmadığını, topluma, kültüre, zamana veya koşullara göre değişebileceğini kabul ederim. Bir şey bir kültürde ya da toplumda doğruyken bir başkasında yanlış olabilir.
Ancak, iş meslek etiğine gelince göreceliliğin sınırları iyice daralır, evrensel ahlakın “bazı doğrular her zaman doğrudur” sınırına dayanır. Hekimseniz, her zaman ve her yerde “önce zarar verme”melisiniz. Gazeteciyseniz, doğruyu söylemenin ve gerçeğe bağlılığın üzerinde bir güç tanımazsınız.
Ne yazıp söyleyeceğinizi size başkaları dikte ediyorsa, siz “gazeteci” değil, metin yazarı, propagandist ya da iletişim elemanısınızdır. Gazeteciyim diyen biri için bunlar hakarettir.
Gazetecinin göreceli ahlakına geleceğim ama iktidarın “göreceli” yaklaşımını atlamayayım! Misal, İsrail Gazze’ye saldırırken; “Konuş Batı!” Bir Batılı İsrail’e saydırırken “Bravo!”
Ama ne zaman aynı çevreler sizin demokrasi standardınızı ve hukuku ayaklar altına almanızı eleştirse; “Sus! Haddini bil!”
Pazar günü 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ydü. Türkiye’de ortak açıklama yapan 7 meslek örgütü, basın........
