Tebeşir tozundan ters kelepçeye: Öğretmenin onur sınavı
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Ankara sokaklarında yine öğretmenler vardı.
Kimi özel öğretim kurumlarında asgari ücret cenderesine sıkıştırılmış, kimi yıllardır atama bekleyen, kimi mülakat odalarında emeği çalınan, kimi ise "ücretli öğretmenlik" adı altında devlet eliyle güvencesizliğe mahkûm edilen eğitim emekçileri…
Seslerini, taban maaş haklarını, güvenceli iş taleplerini duyurmak istediler. Karşılarında ise yine polis barikatı ve ters kelepçe buldular. Sosyal medyada hızla yayılan o ters kelepçeli öğretmen görüntüleri, aslında bir ülkenin kendi geleceğine vurduğu pranganın fotoğrafıydı.
Oysa tartışılması gereken asıl mesele o kelepçeler değil. Asıl mesele, öğretmenleri yıllardır sokaklara, meydanlara iten yapısal güvencesizlik krizinin kendisidir.
Bugün Türkiye'de öğretmenlik mesleği yalnızca bir istihdam sorunu yaşamıyor; sermayenin ve piyasacı eğitim politikalarının eliyle derin bir "değersizleştirme" süreciyle karşı karşıya kalıyor.
YAZ AYLARI İŞSİZLİK VE GÜVENCESİZLİK DEMEK
Özel sektörde çalışan öğretmenlerin önemli bir bölümü, her eğitim yılı sonunda sistemli bir işsizlik korkusuyla baş başa bırakılıyor. Okullar kapanırken patronlar tarafından sözleşmeler feshediliyor ya da yenilenmiyor. İş kanunundaki boşlukları fırsat bilen kurumlar, öğretmenleri yaz aylarında hem gelirden hem de sosyal güvenceden mahrum bırakıyor.
Aynı sınıfa giren, aynı müfredatı anlatan, aynı sorumluluğu taşıyan kamudaki meslektaşı yazın maaşını alırken, özel sektör öğretmeni her haziran ayında "Eylül'de yeniden işe alınacak mıyım?" kaygısıyla baş başa kalıyor, mevsimlik işçi........
