Büyümede zayıf seyir sürüyor
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Türkiye İstatistik Kurumu'na (TÜİK) göre 2026 yılının Nisan-Haziran dönemini kapsayan ikinci çeyreğinde Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,3 arttı. Yılın ilk çeyreğiyle kıyaslayınca da yüzde 1,1’lik bir büyüme kaydedildi.
Ekonominin son 25 yıllık ortalama büyümesinin yüzde 5,3 olduğu düşünülürse 2026’da da 2024’teki yüzde 3,5 ve 2025’teki yüzde 3,6’ya yakın “ne öldüren ne güldüren” bir performansın ortaya konulacağı görülüyor. Orta Vadeli Program’da (OVP) öngörülen yüzde 3,8’in altında, yüzde 3’ün az üstünde bir oran çıkma olasılığı yüksek.
Yılın ikinci çeyreğinde hanehalkı nihai tüketim harcamalarının yüzde 3,5 arttığı görülüyor. Bu önceki çeyrekteki yüzde 4,8 artışın oldukça altında bir orana işaret ediyor. Reel ücretlerdeki gerileme ve bireysel borçlanma faizlerindeki yüksek seyrin bu sonuca yol açmış olduğu tahmin edilebilir.
BÜYÜMEYE TEK DESTEK DIŞ TİCARETTEN
Devletin nihai harcamaları ise, önceki çeyrekte yüzde 2,1 artmış iken bu dönemde yüzde 1,8 azaldı. Bu da kamunun kemer sıkma programına destek verdiğinin işareti şeklinde yorumlanabilir. Aynı şekilde yatırımların temposunun yüzde 3,0 artıştan yüzde 0,6’ya gerilemesi de ekonomide bir durgunluk okumasına destek sağlıyor. Büyümeye tek destek, önceki çeyrekte yüzde 12,7 daralan ihracatın bunu yüzde 3,4 düşüşe terk etmesi, ithalattaki azalmanın ise yüzde 2’den yüzde 6,4’e sıçramasından geldi. Böylelikle net ihracat büyümeye yüzde 0,6 katkı verdi. Ancak özellikle ithalattaki zayıflama, yine üretim ve talepteki durgunluğun yansımaları kabul edilebilir.
GSYH’yi oluşturan faaliyetler bağlamında incelendiğinde, en çarpıcı , tarımın uygun iklim koşullarının etkisiyle yüzde 13,3 büyümesiydi. Bir önceki çeyrekte yüzde 0,8 azalan sanayi ise bu dönem yüzde 2,4 büyüme kaydetti. Gelgelelim, işgücü verileri yılın ikinci çeyreğinde 121 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor. Buradan emek yoğun tekstil, mobilya gibi sektörlerde durgunluğun sürdüğü, savunma sanayi gibi görece yüksek katma değerli sektörlerde dünyadaki savaş ortamının da etkisiyle atılım........
