Adil bir dünya mümkün
Ülkenin ve dünyanın gündemi ister istemez hep iç karartıcı mesajlarla karşılaşmamıza neden oluyor. Bugün biraz umutlanalım, biraz heyecanlanalım, gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir dünya bırakmanın olanaklı olduğuna kanaat getirelim istiyorum. Sizlere Thomas Piketty ve kendisi gibi küresel gelir ve servet adaletsizliklerinin çözümüne odaklanan çalışma arkadaşlarının hazırladığı, ufku 2100 yılına kadar uzanan Küresel Adalet Raporu’ndan söz ediyorum.
Herkesin yüksek düzey refahı tattığı bir gelecek hayal edin; dünya nüfusunun ’ının geliri ikiye katlanıyor ama bugünkünün yarısı kadar saat çalışılıyor. İnsanlığın yoksul yarısının küresel servetten aldığı pay %2’den 0’a yükseliyor; öyle bir dünya ki herkes yeterince tüketebiliyor, hiç kimse aşırı tüketmiyor. Ve öyle bir gezegen hayal edin ki, bir iklim felaketine yol açmadan, insan yaşamı konfor içinde sürüyor. (Thomas Piketty ve diğerleri, A good life for the 99% isn’t a pipe dream, The Guardian 4 Haziran 2026).
Piketty 4 Haziran 2026 tarihli The Guardian gazetesindeki yazısında raporu böyle tanıtıyor. Çalışma karamsar tekno-otoriter gelecek okumalarına karşı, 21’inci yüzyıl için küresel ilerlemenin olanaklı olduğu bir küresel vizyon sunmayı amaçlıyor. İnsani gelişme ve eşitlik için ilk şartın gezegenin yaşanabilir kalması olduğunun altı çiziliyor.
KÜRESEL DÖNÜŞÜMÜN 3 ŞARTI
Gezegenin yaşanabilirliği ile yüksek refah standartlarını bağdaştıracak bir küresel dönüşümün ancak üç şartın karşılanması halinde mümkün olacağı düşünülüyor. Öncelikle enerji sistemlerinin karbonsuzlaştırılması gerekli. Bunu aşırı tüketim alışkanlıklarından vazgeçip, yeterli tüketime rıza gösteren bir zihniyetle birleştirmek zorunlu. Bu daha az saat çalışmayı, daha az hammadde kullanmayı, tüketim alışkanlıklarında, beslenme düzeninde, toprak kullanımı ve orman zenginliğine yaklaşımda köklü değişiklikler yapmayı kaçınılmaz hale getiriyor. Tüm bu amaçları finanse etmek ve........
