Evrenin hafızası
1960'ların başında dönemin teknoloji devi olan Bell Laboratuvarları, kıtalararası telefon görüşmelerini ve televizyon sinyallerini uydular aracılığıyla iletebilmeyi hedefliyordu. Pasif bir yansıtıcı görevi görmek üzere, üzerinde herhangi bir elektronik devre bile olmayan dev bir balon olan Echo-1, ve yerden aldığı sinyali güçlendirip başka bir noktaya yönlendiren aktif bir aktarıcı olan Telstar adındaki ilk haberleşme uyduları fırlatılmıştı. Ne var ki özellikle Echo’dan gelen radyo sinyaller aşırı derecede zayıftı ve bu zayıf sinyallerin, yeryüzündeki radyo istasyonları, motorlar vb. aletlerin oluşturduğu radyo gürültüden ayıklanarak temiz ve hassas bir şekilde algılanması gerekiyordu. New Jersey’deki Holmdel Horn Anteni, 1959 yılında Arthur Crawford ve ekibi tarafından tam da bu amaç için inşa edilmişti ama Echo projesinden daha gelişmiş olan Telstar uydusuna geçiş yapılınca Echo projesindeki kadar hassas ve devasa bir antene artık ihtiyaç kalmamıştı.
Bu kadar hassas bir anten boşa çıkınca tabii ki ekipteki biliminsanları bu fırsatı kaçırmadı. Her ikisi de radyo astronomi alanında uzman araştırmacılar olan Arno Penzias ve Robert Wilson bu hassas aleti radyo astronomi çalışmalarında kullanmak üzere yönetimden izin alarak dünyanın en hassas radyo alıcılarından birine konmuş oldular. Bir dondurma külahına, ya da boynuza benzeyen bu anteni kullanarak gökyüzünden gelen radyo dalgalarını incelemek istiyorlardı ancak ne yöne dönerlerse dönsünler, antene sürekli bir "hışırtı" veya "arkaplan gürültüsü" geliyordu. Cihazda bir arıza olup olmadığı kontrol edildi ama yine de bu gürültü gitmeyince kabahati antene konan güvercinlerin neden olduğu pisliklerde aradılar. Hummalı temizliklerden sonra gördüler ki sorun bu da değildi. Yoksa bu bir sorun değil miydi? Nasıl oluyordu da bu gürültü gece-gündüz, yaz-kış her yönden gelmeye devam ediyordu?
Holmdel’de bunlar olurken, Princeton Üniversitesi'nden Robert Dicke liderliğindeki bir grup fizikçi, teorik olarak Büyük Patlama'dan kalmış olması öngörülen ışınımı hesaplamış ve bunu gözleyebilmek için bir cihaz yapmaya çalışıyorlardı. Penzias ve Wilson bu gruptan haberdar olup da onlarla iletişime geçince, işte o zaman........
