menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Merkez’in gıda fiyatları hakkında söylemedikleri

39 11
18.02.2026

TCMB geçen hafta açıkladığı 2026’nın ilk Enflasyon Raporu’nda sene sonu hedefini  olarak korurken, beklenti aralığını -19’dan -21’e çıkardı. Raporun içinde dezenflasyon sürse de sebze-et fiyatlarındaki oynaklığın gıda fiyatları enflasyonunu üzerinde riskler oluşturduğunu vurguladı. 2025’te (,3 olarak gerçekleşen gıda fiyatları enflasyonu için 2026 beklentisini ’den ’a güncelledi ve 2027 için beklentisini  ilan etti.

Bu “kısa vadeli” çerçeveyi okuyunca TCMB’nin risk listesinde taze meyve-sebze, ekmek-tahıl gibi kalemler ile meteoroloji/iklim göstergelerinin açıkça yer almasının gıdanın para politikası açısından “öngörülemez bir oynak kalem” olmadığını, makro patikayı bozan sistematik bir risk kanalı olduğunu görüyoruz.

Ocak 2026 dağılımı meseleyi çıplaklaştırıyor: Manşet %4,8 enflasyona karşılık gıdada aylık artış %6,6 iken işlenmemiş gıda aylık ,8, taze meyve-sebze " artıyor. Yani enflasyonu yukarı iten kısım “paketli raf ürünleri” değil, arzın kırılgan ve lojistiğin hassas olduğu kalemler. Bu tablo, “Gıda enflasyonu neden kalıcı?” sorusuna cevap ararken odağı doğrudan tarımın üretim ve pazarlama kapasitesine çeviriyor zaten.

İklim şoku kanalı artık tek seferlik değil. TCMB blog analizi daha sıcak ve daha az yağışlı dönemlerin arzı düşürüp maliyetleri artırarak özellikle taze meyve-sebze fiyatlarına yansıdığını, sulama ihtiyacının ve tarımsal elektrik kullanımının arttığını göstermişti. Bu, “hava kötüydü” demekten daha yapısal bir değişim: iklim oynaklığı kalıcılaştıkça, dayanıklılığı zayıf bir tarım yapısı her sezonda yeni bir fiyat şokunu “normal” hale getiriyor.

***

Tarımın temel yapısal........

© Birgün