Aynı kuşağın iki kadını: Sinem ve Elif
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Berlin’den gelen seçim sonuçları, Avrupa genelinde giderek tırmanan aşırı sağ dalganın yarattığı karamsar atmosferde dikkat çekici bir kırılmaya işaret etti. Sol Parti (Die Linke) adına yarışa giren Elif Eralp, oyların önemli bir kısmını alarak Berlin eyaletinde tarihi bir başarıya imza attı. Ancak bu zaferi yalnızca Eralp’in göçmen kökenli kimliğine bağlamak, ortaya çıkan toplumsal dinamiği eksik değerlendirmek olur. Sol Parti, Berlin seçmenini soyut kavramlar veya sloganlarla değil, kontrolden çıkan kira krizine, derinleşen barınma sorununa ve tırmanan hayat pahalılığına karşı önerdiği somut, kamu odaklı projelerle ikna etti.
Bu tablo, siyasette sıklıkla “değişmez” kabul edilen seçmen bloklarının aslında sanıldığı kadar katı olmadığını bir kez daha gösterdi. Yıllarca muhafazakâr partilere oy vermiş kitlelerin veya siyasetten umudunu kesip sandığa gitmeyenlerin bu kez sola yönelmesi tesadüf değil. Yükselen enflasyon ya da barınma ihtiyacı gibi gündelik maddi krizler, insanlarda otomatik olarak siyasi bir bilinç oluşturmaz.Geçim derdine düşen birine yaşadığı sıkıntının kaynağını ve sorumlusunu gösteren şey siyasetin ta kendisidir.
Bugün dünyada aşırı sağ, derinleşen ekonomik krizlerin ve mülkiyet odaklı sömürünün üzerini örtmek için suçu göçmenlere yüklüyor. Zenginlerin ve sermayenin düzenine dokunmadan, yoksullaşan kitlelerin biriken öfkesini en zayıf kesimlere yönlendiriyor. Tam da bu noktada, halkın doğrudan gündelik yaşamına temas eden........
