Hiç konuşmadan her şeyi söylemek: Godspeed You! Black Emperor
Godspeed You! Black Emperor'ın dün gece İstanbul'da verdiği konserde sahnede tek bir kelime edilmedi. Ama buna rağmen, belki de uzun zamandır duyduğum en net, en sert ve en sahici politik metinlerden biri yazıldı. Kelimelerle değil titreşimle, gürültüyle, bekleyişle, patlamayla.
GY!BE sahneye çıktığında klasik anlamda bir konser başlamaz, bir anlatı açılır. Zaman genişler ve o an, müzik artık eğlence değil; bir tanıklık, bir itiraz ve neredeyse bir belgeye dönüşür.
Gecenin omurgasını oluşturan Sleep ve East Hastings gibi parçalar, sadece nostaljik birer klasik değil hâlâ yaşayan, hâlâ bugünü anlatan metinler gibi sahneye taşındı. Sleep'in o meşhur monologla açılan bölümü, bireysel bir hikâyeden kolektif bir çöküş anlatısına dönüşürken sahnede kurulan her katman dinleyiciyi yavaş yavaş içine çekti. Bu, izlenen bir performans değil, içine girilen bir atmosferdi.
East Hastings'te ise o kaçınılmaz an geldi: Ses büyüdü, sıkıştı, yoğunlaştı ve sonunda fiziksel bir şeye dönüştü. O an, müzik kulağa değil, doğrudan bedene çarptı. İşte tam burada GY!BE’ın ne yaptığı bir kez daha açığa çıktı: Dünyanın gürültüsüne karşı........
