İfade ve basın özgürlüğüne X
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Bir zamanlar internet ve sosyal medyanın özgürlük getirdiğine inanılıyordu: Ana iletişim olanaklarının iktidarların tekelinde olduğu, gündemin ve söylemin güç sahipleri tarafından belirlendiği rejimlerde bir yandan alternatif bir iletişim alanı, diğer yandan da yatay örgütlenme olanağı sağlaması, teknolojinin toplumsal dönüşümün de lokomotifi olduğu yanılsamasına yol açmıştı.
2009’da İran’da rejim karşıtı protestolar, 2011 yılında ekonomik eşitsizliklere karşı ABD’de başlayan “Occupy Wall Street” (Wall Street’i işgal et) eylemleri, bambaşka iki coğrafyada sosyal medyanın örgütlenmede yoğun olarak kullanıldığı toplumsal eylemlerdi. Yine aynı dönemde Arap isyanlarının ilk ateşinin yakıldığı Tunus’ta rejime karşı öfkenin Facebook’tan, bir sonraki durak Mısır’da yine Facebook ve Twitter’dan yayılan mesajlarla çığ gibi büyümesi, Türkiye’de Gezi eylemlerinin bir yandan alandan sansürsüz takip edilmesi, diğer yandan gösterilerin koordinasyonu için Twitter’ın kullanılması geniş bir kesimde “hiçbir şeyin artık eskisi gibi olamayacağı” inancını yaratmıştı.
Önce “sosyal medya devrimleri” miti dağıldı: Evet sansürlenen bilgiler dolaşıma sokuluyor, kalabalıklar bir araya geliyor, dijital ağlar üzerinden bir sanal kamusal alan oluşuyordu ancak bu fiziksel dünyada karşılığını bulamayınca, kent meydanlarındaki kalabalıklar eksiliyor, işgal çadırları sökülüyor, muktedirler statükoyu yeniden inşa etmekte gecikmiyorlardı. Yine de elde en azından alternatif haberleşme ağları, gazetecilik platformları kalmıştı. Geleneksel medya ele geçirilip yaldızlı haber merkezleri sansür ve otosansürün karanlığına gömülürken, internette yeni bir gazetecilik alanı şekilleniyordu. Gazetelerin tirajı, televizyonların reytingi düşerken, internet sitelerinin trafiği artıyor, YouTube görsel yayıncılığın ana mecralarından biri haline geliyor, podcastler radyonun yerini almaya başlıyordu. Sosyal medya bu ortamı daha da hareketlendirdi: Twitter, Instagram, Facebook hatta TikTok gazetecilerin çoğunlukla sitelere ve YouTube’a gömülü hikayelerine trafik sağladığı yer yer de başlı başına ürünlerini kamuoyuyla paylaştıkları platformlar haline geldi. Ta ki bir avuç büyük teknoloji şirketi, dijital iletişim pazarını ele geçirip bilgiye, habere, eğlenceye erişimin tekeli haline gelinceye kadar. İnterneti sömürgeleştirdiler. Teknolojik altyapı ele geçince, sıra insanlara reklam satmaya geldi. Sponsorlu içerikler platformları kapladı. İnternette görünürlüğe yatırım yapabilenlerin içerikleri diğerlerini baskılamaya başladı. Eğlenceli ve sansasyonel içerik ilgi ekonomisini besliyor, belki çok önemli ancak algoritmaların duvarını aşamamış içerikler görünmez hale geliyordu.
Piyasa dinamiklerinin insafına kalmış olsa da her içerik üreticisi “15 dakikalığına viral olabileceği” günün........
