menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çekilmemiş fotoğraf

38 0
22.07.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Tek başıma arabayla uzun bir yolculuğa çıkmıştım. Geceleyin dümdüz bir ovada ilerlerken fena halde uyku bastırdı. İlk gördüğüm ağacın dibine çektim. Yoldan nadiren yük kamyonları geçiyordu. Civarda ne bir kasaba, ne bir köy, ne bir ışık. Sadece yıldızlar parlıyordu üzerimde. O sessizlikte uykuya dalmam kolay olmuştu. Rüyamda Yaşar Kemal’i gördüm. Öldüğü günlerde de onunla bir tren yolculuğu yapmıştım düşümde. Düş gücünün öneminden konuşmuştu. Şu bir karanlıktan gelip öbür karanlığa gittiğimiz dünyaya, düş gücü olmadan neden sarılamayacağımızdan. O yolculuğun devamını görüyor gibiydim. Bu defa trende Ahmet Telli de vardı. ‘Su Çürüdü’ kitabındaki ‘Soluk Soluğa’ bölümünü Yaşar Kemal’in sözüyle açtığını biliyordum:

"O güzel atlılar, o güzel atlara binip çekip gittiler…" Trende başkaları da vardı ve rüyamda kimsenin telefonu yoktu. Neden o ayrıntıya takıldığımı bilmiyorum. Uyandığımda aklımda Ahmet Telli’nin bir dizesi vardı: "Büyük aşklar yolculuklarla başlar." Cep telefonumdan şiirin devamını buldum; şöyle yazmıştı şair: "Sislenen anılar kaldı bize onlardan / renkleri bozulup duran solgun anılar…"

Arabadan dışarı çıktığımda gökyüzü bütün yıldızlarıyla üzerimdeydi. O ağacın dibinde bir çeşme olduğunu o zaman fark ettim. Aklımdan çeşmenin ve ağacın fotoğrafını çekmek geçti. Instagram’da kesin çok beğeni alırdı. Yapmadım. Aklıma Roland Barthes geldi. ‘Camera Lucida’da, annesi öldükten sonra onun bir kış........

© Birgün