Laiklik kime yarar, kime zarar?
Altında bizlerin imzası bulunan ve kısa sürede binlerce yurttaş tarafından imzalanan “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” metni iktidar çevrelerinde rahatsızlık yarattı. Erdoğan başladı, koro arkadan geldi. Nereden çıkmıştı bu metin, laikliğe yönelik bir tehdit yokken niye böyle bir açıklama yayınlanmıştı, 28 Şubat günleri mi özlenmişti, başörtülü öğrencilerin üniversiteye giremediği zamanlar mı geri çağırılıyordu, laikçiler neyi amaçlıyordu…
Laiklik, AKP siyasetinin konuşmayı en sevdiği konuların başında geliyor. Bu meseleyi, muhafazakâr taban üzerindeki ideolojik meşruiyetlerini tahkim edecek, kitledeki dağılmayı tersine çevirecek bir başlık olarak ele alıyorlar. Fakat geçmişin travmalarını yeniden diriltmek için yaptıkları manipülasyonların 2026 Türkiye’sinde sandıkları kadar etkili olmayacağından pek haberleri varmış gibi durmuyor.
Söz konusu durum belli başlı nedenlere dayanıyor. Bir kere, “eski Türkiye”, gerçekten eskide kaldı. Buna olumlu-olumsuz farklı yönlerden yaklaşabiliriz. Ama şurası kesin ki AKP’yi iktidara taşıyan ve zaman içinde büyüten sosyopolitik dinamikler yıllar içinde değişti. Cumhuriyet’in kuruluşundan AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılına kadar, muhafazakâr kesimlerin müesses nizamla olan ilişkisi sorunlu şekilde seyretmiş olsa da AKP döneminin başladığı günden itibaren hem devlet hem de roller dönüşüm geçirdi.
Siyasal İslam yıllar içinde devlet mekanizmasındaki kontrolünü adım adım artırırken, muhafazakârlaşma dalgası da yukarıdan aşağıya, devletten toplumsal zemine doğru yayıldı. Eğitim akıl ve bilimden uzaklaştırılırken, önleri açılarak yaygınlaştırılan tarikat ve cemaatler, çocukların istismar suçlarının mağduru haline geldiği karanlık bir dünya yarattı. Dincileşme, emek-sermaye ilişkilerini de biçimlendirdi; 12 Eylül’den miras alınan işçi sınıfının örgütsüzlüğü, emek sömürüsünün inanç istismarıyla üzerinin örtüldüğü ve derinleştiği bir noktaya taşındı. Tüm bunlarla birlikte seküler yaşam tarzı, tercihler, alışkanlıklar ve “makul görünmeyen kimlikler” üzerindeki gerici baskılar da yoğunlaştı.
Yakın geçmişi sol perspektiften böyle değerlendirebiliriz. Fakat başka bir açıdan, AKP’nin muhafazakâr........
