Yami’yi sevmek
Bu yazıyı yazmak için kedimi sevmeyi bıraktım. Yami. Yaman’ın kısaltması. Dört kardeş daha bebekken ilk keşiflerin tamamını Yami yaptı. En cesur, en meraklı buydu. Bir keresinde bahçeye giren tilkiye uçan tekme attı. Yaman adını kendi buldu. Şimdi üç yaşında ve keşfedeceği pek fazla şey kalmadı. Keşif heyecanının yerini rutin mutluluklar aldı. Bu rutinlerden biri de kucağıma gelip kendini uzun uzun sevdirmek. Annemin ruhunun Yami’ye geçtiğini düşünüyorum. Geçenlerde bunun suratını avuçlarımın içine aldım ve “Yami, annemin ruhu sendeyse gözlerini kırp” dedim, kırptı. Şüphem kalmadı, Yami benim annem. Bu yazıyı yazmak için annemi sevmeyi bıraktım.
∗∗∗
Aklımda ikisi konu olmak üzere üç seçenek vardı. Üçüncü seçenek İbrahim’e mesaj atıp, “Bu hafta yazamayacağım gardaş” demek. Ama İbo bunu hoş karşılamıyor. Nasıl olsa gündeme dair yazmadığım için beş veya on yıl önce yayınlanmış bir yazımı tekrar yollasam, ne İbo, ne okurlar anlar. Arşive bakınca ben bile birçok yazımı ilk kez okur gibi okuyorum. Ama İbo buna da kızıyor ve düşük olasılık da olsa ona söylemeden eski bir yazımı yollasam ve bunu keşfetse, aramızdaki güven ilişkisi zarar görür.
Geriyi ilk iki seçenek kalıyor. İki konu. Bu iki konuda da bir doğurganlık var, iyi metinler çıkabilir. Birincisi, yanlış ilişkilerle yıllarını ve özgüvenlerini kaybeden iki kişinin, görücü usulü tanışması ve ilk tanışmalarında yaptıkları sohbet. Bu dönemde görücü usulü olur mu? Şimdiye dek olmadı da ne oldu? Belki en hayırlısı budur.
Görücü usulü tanışan ikili ilk buluşmalarında bir parkta yürüyorlar. “Konuya böyle başlamak tuhaf ama şu an bir........
