menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yüksek masraf, yoğun eğitim, belirsiz gelecek: Diş hekimliği öğrencileri nele yaşıyor?

12 0
yesterday

Diş hekimliği öğrencileri, daha birinci sınıftan itibaren yüksek eğitim maliyetleri ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya kalıyor. Bunun yanı sıra, diş hekimliği fakültelerinde artan kontenjanların eğitim kalitesini olumsuz etkilediği de sıkça dile getiriliyor.

Biz de Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) Genel Saymanı ve Öğrenci Kolu Sorumlusu Alper Dilek ile diş hekimliği fakültelerinde yaşanan genel sorunları, Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Mustafa, 5. sınıf öğrencisi Deniz ve İstanbul Kent Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Ali* bianet için anlattı.  

“105 fakülteye bağlı 9000 civarında öğrenci mezun oluyor”

TDB Genel Saymanı ve Öğrenci Kolu Sorumlusu Dt. Alper Dilek, en büyük sorunlarının hızla sayıları artan fakülteler ve buna bağlı olarak öğrenci kontenjanları olduğunu söylüyor. 

“Şu an 105 fakülteye bağlı 9000 civarında öğrenci mezun oluyor. Bu da ister istemez mezuniyet sonrası istihdam problemine sebep oluyor. Öğrenci arkadaşlar daha öğretim hayatındayken mezuniyet sonrası ne yapacaklarını düşünmeye başlıyor. 2030 yılında 100.000, 2035 yılında 135.000-150.000 bandında diş hekimi olacak Türkiye’de.

Nüfus artış hızımız çok hızlı bir şekilde düşüyor. Pandemi sonrası bu oran binde 14’ten binde 3 civarına indi. Diş hekimliğinde nüfusa dayalı bir sistem yok. Daha çok büyük illerde yoğunlaşılmış durumda. Büyük illerde hekim başına daha az hasta düşerken çevrede bu sayı daha yüksek. Ama genel ortalama 1800-2000 arasında. Mezun sayısı artıp nüfus azalmaya başlayınca bu sayı bir hekim için 650 kişiye düşecek. Yani bir yıl içerisinde 650 kişilik bir çevreniz olacak, ki bu da günde size iki kişi gelebilir demek. Avrupa’da hekime gitme sıklığı yılda beş, bizde bir kez bile değil. Dolayısıyla ciddi bir işsizlik riski taşınmış olunacak 2035 itibarıyla. 

Maalesef son 10 yıl içinde hızla artan fakültelerde ciddi şekilde akademik kadro ve fiziki şartların yetersizliğinden öğrencilerin meslek eğitimleri de yetersiz kaldı. Bu da ciddi bir halk sağlığı sıkıntısına sebep olacak. Özellikle pandemi ve ardından yaşanan 6 Şubat depremleriyle uzaktan eğitim sistemine geçilmesi son 7-8 yıl içinde mezun olan öğrenci arkadaşlarımızın eksik eğitim almalarına sebep oldu. Diş hekimliği, daha çok pratik eğitime dayalı bir alan olduğu için öğrenci sayısının fazla olduğu yerlerde öğretim üye sayısının az olduğu durumlara bağlı olarak hocalarımızın, öğrenci arkadaşların her biriyle ilgilenme şansı azaldı ya da bazı fakültelerde öğrenci, şartlar iyi olsa dahi ya çok az hasta bakabildi ya da hiç hastaya ulaşamadı, pratik eğitimi fazlasıyla eksik kaldı.” 

En büyük şikâyet ve yetersizliğin eğitim kalitesi olduğunu ifade eden Dilek, sözlerini şöyle sürdürüyor: 

“Pratik eğitimlerin eksik kalması, malzeme fiyatlarının çok yüksek olması, bunun ciddi maddi külfet getirmesi… Ayrıca fakülteyi bitirmeye yakın uzmanlık sınavı telaşı başlıyor. Tabii bunun hazırlığı da ciddi açıdan bir maddi külfet olarak karşılarına çıkıyor. Hem DUS hazırlığı hem de 4 ve 5. sınıflarda artan yoğun pratik eğitim, ikisini bir arada götürmelerini zorlaştırıyor. DUS kontenjanlarının da çok az olması kendi aralarında rekabeti daha da artırıyor.

Türk Dişhekimleri Birliği olarak hem YÖK hem de Sağlık Bakanlığı nezdinde fakülte sayılarının ve öğrenci kontenjanlarının düşürülmesi adına senelerdir girişimlerde bulunuyoruz, projeksiyonlar çiziyoruz. Girişimlerimiz ilk defa geçen sene başarılı olabildi çünkü bakanlık da istihdam anlamında sıkıştı ve YÖK ile anlaşarak özellikle devlet üniversitelerinde yüzde 25 oranında kontenjan azaltıldı. Biz, yılda 9000 olan mezun sayısının 3500’e kadar düşmesini talep ediyoruz çünkü sayı düşse........

© Bianet