menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İoanna Kuçuradi ve Heidegger: Yusuf Kaplan'ın felsefeyi anlamaması

50 0
10.10.2026

Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nün kurucusu, Türkiye Felsefe Kurumu başkanı ve Uluslararası Felsefe Dernekleri Federasyonu'nun (FISP) eski başkanı İoanna Kuçuradi'nin vefatının ardından Yusuf Kaplan X'te bir mesaj yayımladı. Mesajın bir cümlesi, söylenmek isteneni son derece açık biçimde ifade ediyordu:

"Türk değildi bir defa. Rum'du."

Yusuf Kaplan'ı bu sözleri nedeniyle haklı olarak kınayanlara ben de katıldım ve onu, felsefenin dine ya da halka mensubiyetle değil bilgi ve düşünceyle ilgili olduğunu göstermek üzere, Heidegger üzerine açık bir münazaraya davet ettim. Böylesi bir saldırıyı karşılıksız bıraktığımızda, Alevi, Kürt, Ermeni, Gürcü, Bulgar, Arnavut, Süryani ya da Yahudi olduğu için insanların felsefe, edebiyat, sanat gibi alanlardaki emek ve eserlerini benzer saldırılara açık bırakmaya devam ederiz.

Çağrım hâlâ karşılıksız; anlaşılan cevap da mümkün değil.

Heidegger'i seçmemin nedeni, onun Türk-İslamcı çevrelerde olduğu gibi Yusuf Kaplan'ın düşüncesinde de önemli bir yere sahip olmasıdır. Şu alıntı bunu göstermeye yeter:

"Heidegger, (Batı'da) felsefenin Sokrat'la birlikte sona erdiğini söylemişti. Oysa biz, Batı-merkezci metinlerden, Batılı anlamda insanın hayatın merkezine yerleştirilmesi ve felsefenin mythos'tan logos'a ve antropos'a endekslenmesi sürecini başlatan filozof olması hasebiyle, felsefenin, ilkin Thales'le, ama esas itibariyle Sokrat'la birlikte başladığını bilmemiz gerektiğini bellememiz istendi bizden bugüne kadar. Ben, Heidegger'in 'kışkırtıcılığını' kuşanarak, sadece felsefenin değil, bir adım daha ötesine giderek, insanın da Sokrat'la birlikte bittiğini düşünüyorum."[1]

Bu alıntının 2006 tarihli olması sizi yanıltmasın. Kaplan aynı fikri 2018'de Yeni Şafak'taki "Socrates'i öldürmeliyiz" başlıklı yazısında yeniden dile getirdi.[2] Ne fikrini değiştirdi ne de buradaki bilgileri düzeltti.

Müsaadenizle bu ifadeye, özellikle de Kaplan'ın Heidegger'e atfettiği cümleye biraz daha yakından bakalım: "Heidegger, (Batı'da) felsefenin Sokrat'la birlikte sona erdiğini söylemişti." Gerçekten Heidegger böyle bir şey söylemiş miydi? Bu yazıda yalnızca bu parçayı numune olarak inceleyeceğim; münazara imkânı doğarsa konuyu daha da açarım.

Kaplan'ın paragrafı birbirini taşıyan birkaç hata üzerine kurulu.

Her şeyden önce Heidegger felsefenin Sokrates'le sona erdiğini hiçbir yerde söylemedi. "Sokratizm çöküşün bir işaretidir" diyen Nietzsche'dir.[3] Kaplan iki filozofu birbirine karıştırıyor. Nitekim yıllar sonra Nietzsche'yi de aynı tartışmaya ekler; fakat iki düşünür arasındaki ayrımı yine açıklamaz.

Heidegger'in meselesi felsefenin sonu değil, Seinsvergessenheit, yani varlığın unutuluşudur. Bu kavramı Varlık ve Zaman'da kullanmaz; 1947'de Beaufret'ye yazdığı mektupta kullanır ve orada geriye dönük olarak Varlık ve Zaman'ın da bu temel deneyimden doğduğunu söyler.[4]

Heidegger'de ise odaklandığı filozof Sokrates değil Platon'dur. Platon'la başlayan felsefe, onun deyişiyle, sonradan "metafizik" denecek olanın........

© Bianet