menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hepimiz eşit vatandaşız, İrlandalılar hariç

24 0
21.02.2026

Türkiye’de gerçekleşmeyen eşit vatandaşlık talebinin gerçek nedenini anlatabilmek için belki de çok bilinen başka bir örneğe bakmak gerekir: İngiltere-İrlanda örneği bu konuda bazı şeyler sunmaktadır. Bunlardan biri, İngiltere’nin İrlanda’ya yönelik siyasetinin yalnızca hukuksal ve dilsel bir mesele olmadığını, ekonomik nedenlere dayanan bir ilişki olduğunu kavramaktır. Yani hukuksal ve dilsel değişimler ancak toplumsal-ekonomik gelişmeler üzerinden bazı şeyleri açıklayabilir; bu bağlamdan koparıldıklarında toplumsal ilişkileri açıklamak mümkün değildir.

Postmodern anlatı, ekonomiyi görünmez kılarak dil, okul, kültür, sanat ve hukuk gibi alanları tek başına belirleyici alanlar olarak ilan etmiştir. Oysa bu alanlar ekonomik veriler ışığında okunduğunda doğru sonuçlara ulaşmak mümkündür. Eşit vatandaşlık gibi talepler, ekonomik yapılar çözülmeden gerçeklik kazanmaz.

Neden İrlanda örneği?

İrlanda’nın ekonomik gelişmelerini anladığımızda, yani İngiltere ile olan ilişkisinin nasıl bir sonuca vardığını gördüğümüzde bazı şeyleri daha net anlayabiliriz. Birincisi, İngiltere dünya çapında denizaşırı kolonileşmeye 16. yüzyıl sonu ve 17. yüzyılda hız kazandırırken, İrlanda üzerindeki kolonileşme ve toprak rejimi dönüşümü daha erken ve daha “yakın” bir süreç olarak ilerlemiştir. 16. ve 17. yüzyıllarda, özellikle Munster ve Ulster’de yürütülen, plantasyon benzeri yerleşim ve kolonizasyon politikalarıyla, bastırılan isyanların ardından geniş arazilerin el değiştirmesi ve yeni bir mülkiyet düzeninin kurulması hedeflenmiştir. Bu süreç, planlı bir yerleşim ve toprak yeniden dağıtımı siyaseti olarak tarihe geçmiştir.

Teorik olarak bu bize şunu göstermektedir: Marx’ın kendisi İrlanda’yı ilkel sermaye birikimi bağlamında değerlendirmektedir. İlkel sermaye birikimi sadece kapitalizmin “öncesine” ait değildir; kapitalizm belirli bir olgunluğa ulaşmış olsa bile, belirli alanlarda (toprak gaspı, zor yoluyla mülksüzleştirme) varlığını sürdüren bir işleyiştir. İrlanda’da küçük üreticinin tasfiyesi, toprağın birleştirilmesi ve tarım yapısının mera/hayvancılık lehine dönüştürülmesi gibi süreçler, emeğin ve toprağın yeniden düzenlenmesiyle birlikte düşünülmelidir.

Daha “ticari” bir girişim olarak başlayıp zamanla siyasal güce evrilen bir başka örnek ise East India Company’dir (İngiliz Doğu Hindistan Şirketi). 31 Aralık 1600’de kraliyet beratıyla kurulan şirket, başlangıçta bir ticaret tekeli olarak örgütlenmiş; zamanla askerî ve siyasal yetkilerle iç içe geçerek Britanya emperyalizminin Hindistan’daki araçlarından biri hâline gelmiştir. Burada da ticari çıkarın korunması, hukuki imtiyazlar, zor aygıtları ve yerel siyasetle kurulan ilişkiler birlikte ilerlemiştir.

Marx’ın İrlanda üzerine yapılmamış konuşma taslağı

Marx’ın 1867 tarihli "İrlanda Üzerine Yapılmamış Konuşma Notları", Manchester’da idam edilen Fenianlar bağlamında İrlanda ile İngiltere arasındaki çatışmanın yeni bir evreye girdiğini belirterek başlar. Marx, bu idamların İngiliz hükümeti tarafından adi suç olarak gösterilmeye çalışıldığını, ancak Avrupa kamuoyunda bunun açıkça siyasal bir mesele olarak algılandığını ifade eder. Hukuki güvenceyi temin eden Habeas Corpus’un askıya alınması ve sıkıyönetim uygulamaları, İngiliz devletinin İrlanda’ya karşı uyguladığı baskıcı politikaların göstergesi olarak değerlendirilir. İngiltere’nin İrlanda’da askeri ve siyasal müdahalesini meşru görürken, İngiltere topraklarında İngiliz yönetimine karşı mücadeleyi suç sayması çelişkili bir durum olarak........

© Bianet