menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Araştırma mı, Algı Üretmek mi?

40 0
18.09.2026

Toplumsal, ekonomik ve siyasal kamuoyu araştırmaları, toplumun olaylar, politikalar, sorunlar ve benzeri konulardaki görüş ve düşüncelerini, tutum alış ve davranışlarını ölçüp anlamak amacıyla yapılan bilimsel durum tespiti ve değişim çalışmaları diye tanımlanabilir. Kamuoyu yoklamalarını ise benzer içerikli, ancak tek bir konu veya kapsamı sınırlı konulara yönelen ve de hızla sonuca ulaşmayı hedefleyen araştırmalar olarak betimleyebiliriz.

Seçim araştırmaları ve tahmin

Bilimsel gereklere uygun, araştırma evrenini temsil eden, sınanmış, her bir seçmenin örneğe çıkma olasılığının eşit olduğu, sağlıklı bir örneklem planlamasına sahip, soru kağıtlarının doğru hazırlanıp/kullanıldığı, veri derleme süreçleri denetlenebilir olan kamuoyu araştırma ve/veya yoklamalarıyla seçim sonuçları hata payları içinde tahmin edilebilir. Ancak söz konusu tahmin, araştırmaların yapıldığı an ya da kısa dönemle sınırlıdır. Çünkü bu tür araştırmalarla ulaşılan sonuçlar, genel geçerli seçim sonuç tahminleri olmayıp, bize araştırmanın yapıldığı kısa zaman kesiti, dönem ve koşullar hakkında bilgi veren seçim tahmini bulgularıdır.

Bir siyasi kamuoyu yoklamasının geçerliliği ve güvenilirliği (tüm bilimsel araştırmalarda olduğu gibi); araştırma modelinden örneklem çerçevesine, örneklem dağılımından soru kağıdına, veri derleme sürecindeki ret-kabul oranlarından veri derleme biçimine, araştırmanın yinelenebilir oluşuna bağlıdır. Hatta bilimsel araştırma koşullarına harfiyen uyulsa da, seçim öncesi yapılan siyasal kamuoyu yoklaması bulgularıyla seçim sonuçları çakışmayabilir. Çünkü;

1.     Araştırmanın veri derleme süreciyle seçim arasında geçen birkaç günlük süre içinde genel seçmeni ya da bazı seçmen kesimlerini, sandıktan uzaklaştıracak / tercihlerini etkileyecek gelişmelerin yaşanmış olma olasılığının varlığı,

2.     Araştırma modelinin, örneklem planlamasının, veri derleme araç ve sistematiklerinin ülke geneli ve yerel koşullar açısından yeterince test edilip-edilmemiş olması,

3.     Alandan veri derleme sürecinde kontrol edilebilir veya kontrol edilemez sorunlarla yüz yüze gelinip-gelinmemiş olunması,

araştırmanın ortaya çıkardığı/çıkaracağı seçim sonuçları üzerinde önemli etkiler taşır.

‘Bugün seçim olsa araştırmaları’ olası seçim sonuçlarını görmek için değil, aynı yöntem / örneklem ve tekniklerle ve de aynı hedef kitleye yönelik olarak yapılan, birbirini izleyen araştırmalarla yönelişlerin değişim örüntülerini anlamak, seçim sonuçlarının öngörülebilirliğini sağlamak, kısa–orta erimli seçim/seçmen politikalarının uygulanmaya konulması için yapılır.

2023’den 2027-28’e doğru seçim ve algı yoklamaları yaklaşımı

2023 seçimlerinin üzerinden 3 yılı aşkın süre geçti. Süreci izliyoruz. 2023’e gelindiğinde kamuoyu araştırmaları (ilan ettikleri oy oranları açısından anlamlı olmasa da) iktidar ve ana muhalefet için iki önemli yönsemeyi öne çıkarıyorlardı. Bunların;

ü  İlki, AKP ve MHP’nin 2018 seçimlerinden bu yana oy kaybı sürecinde oldukları,

ü  İkincisi, CHP’nin oy sıçraması yapan bir parti konumuna gelmediği/gelemediği,

şeklinde (diğer noktalar göz ardı edilerek)  özetlenebilecek eğilimlerdi.

2024 yerel yönetim seçimleri CHP’nin başarısını yansıtırken özellikle Büyükşehir Belediyeleri için muhalefet partileri arasında oluşan Türkiye ittifakı yaklaşımı 2023 deneyiminden farklı yönseme ve sonuçlar ortaya çıkardı. Ana muhalefet partisi CHP güçlenen bir seçmen desteğiyle sistemin birinci partisi görünümünü kazandı. Bu olgu 2025 Mart’ından itibaren yoğunlaşan; muhalefetin kazandığı Belediyelerin, Başkan, üst düzey yönetici ve önde gelen uygulayıcı kadrolarının görevden uzaklaştırılmaları, tutuklu yargılanmaları, belediyelerin iş yapamaz konuma düşürülmesi uygulamalarına dönüştü.

2026’nın Mayıs’ına gelindiğinde, ana muhalefet partisi (CHP) yönetimi yeni tanışılan bir kararla “mutlak butlan” üzerinden diskalifiye edilerek, parti, seçim kaybetmekte deneyimli, son kurultayda da seçilemeyen eski genel başkan Kılıçdaroğlu ve ekibine devredildi. Çünkü Özgür Özel yönetimindeki CHP, iktidarın hedef tahtasına konan belediye başkan, yardımcı ve kadrolarına yönelik adli yargı ablukasına tepki olarak ardı arkası kesilmeyen mitinglerle, sonra da mahalle, sokak, çarşı-pazar buluşmalarıyla yaşanılmakta olanı kitlelerle paylaşmaya başladı. Bu tepki, kitlesel yansıma ve destek buldukça yargılamalar yaygınlaşıp yeni boyutlar kazandı.

İşte bu andan itibaren süreç hızlanarak 2024’de CHP Genel Başkanı olan Özgür Özel ve görevden alınan seçilmiş yönetim kadrosu, halkın baskı ve yönlendirmesiyle 91 milletvekilinin de katılımıyla yeni bir parti kurmak zorunda kaldılar. Temmuz ayının başında şekillenen, ayın ortasına doğru kuruluşu ve adı resmen açıklanan partinin vücut bulması, bir mesaj anlamı da taşıyan Lozan Barış Antlaşması imza ve Türk Basınında Sansürün Kaldırılması günü olan 24 Temmuz’da gerçekleştirildi. Ve partinin adı da Yeni Parti olarak ilan edildi.

Eski CHP ile köprülerin atıldığı, Yeni Parti’nin kurulacağının ilan edildiği temmuz ortasından ağustos ayı sonuna değin geçen sürede yapılan ‘bugün seçim olsa araştırmaları’nın, gazete / dergi / TV ve benzeri kitle iletişim araçlarıyla, benim ulaşabildiğim sekiz ayrı araştırma kuruluşuna ait bulgular kamuoyuna servis edildi. Bu kamuoyu yoklamaları tek tek kendilerine özgü sonuçlar koyarken, araştırmaların tümü birlikte ele alındığında ise ortaya -bulgudan daha çok- toplumsal algı malzemelerinin........

© Bianet