menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye’de sorun Kürtler mi, yoksa Şam mı?

9 0
22.01.2026

Geçici Şam Hükümeti, gelinen aşamada, 2014’ten beri IŞİD’e karşı savaşarak Suriye’nin ayakta kalmasında en büyük pay sahibi olan Kürtlerin entegrasyonuyla “ülkenin bölünmüşlüğüne son verme” amacı taşıdığını iddia ediyor.

Buraya kadar sorun yok diyelim ve bu tez üzerinden adım adım gidelim.

Sondan başlarsak; “Peki ama nasıl bir entegrasyon?” sorusu var.

12 yılda Kürtlerin ayakta kalması için 15 bin genç yaşamını yitirdi. Kendilerini bu çalkantılı ve fırtınalı atmosferde korumak için yaşam modeli geliştirdiler. Diğer halklar ile ortak yaşam alanları yarattılar. Yönetimlerde birlikte yer aldılar. Askeri ve siyasi tüm görevlerde Süryani, Arap birçok kişi yer aldı.

Şimdi ifade edilen entegrasyon, Kürtlerin değiştirdiği ve artık terk ettiği yaşama geri dönüşü içeriyor. Kürtler de zaten biz bununla mücadele ederek bugünlere geldik, diyor. O anlamda daha farklı ve gerçekçi şeyler konuşmak istiyoruz, diyorlar.

Nedir bunlar? Birincisi, Rojava açık şekilde diyor; çözüm Şam hükümeti ile olur, biz bundan yanayız. İkincisi, birleşik bir Suriye’den yanalar. Üçüncüsü, demokratik bir Suriye’den yanalar.

Peki şimdi duruma bakalım.
Suriye demokratik mi? Demokratik olmayı seçiyor mu? Hayır.
Seçimleri öyle yaptı mı? Hayır. Suriye diğer halkların sesini duyup onları dinledi mi? Hayır. Tersine, tarihe geçmiş en büyük Alevi katliamlardan birini yaptı. Sonra Dürzilere karşı savaş açtı. Yetmedi Şam merkezde evlerine ve mahallelerine yeltendi.
Adını zaten en başta “Arap Cumhuriyeti” diyerek tercihini yaptı.

Peki hükümette şu an yürütme erkinde yer alanlar demokrasiden yana mı? Hayır. Arap milliyetçisi olan Colani başta olmak üzere, tüm ana kademe kadrolar eski El-Nusra, El Kaide yönetimi. Bunların demokrasiden, ortak yaşamdan, geleceğin birlikte kurulmasından yana tek bir sözünü duydunuz mu? Hayır. Akıllarından dahi geçiyor mu? Hayır…

Böylesi bir yönetim, gün tatili, kültürel haklar veriyorum diyerek Kürtlere her şeyi sıfırlayıp bize katılın diyor. Tüm savaş ve silah teçhizatınızı verin diyorlar.

Diyelim ki Kürtler öyle yaptı. Peki Kürtlerin katledilmeyeceği, kendilerine savaş açılmayacağına dair tek bir tane güvence veya işaret var mı? Kesinlikle yok. Anayasal düzeyde var mı? Yok… Kararname ile verilenin kararname ile alındığını iyi biliyor herkes.

O halde Suriye’de şu an tek sorun Kürtler mi? Kürtler mi birlik önünde engel, yoksa gerçekten Şam hükümetinin kendisi mi?

Yani Suriye demokrasinin önünde şu an tek sorun Kürtler mi? Onların talepleri mi? Her şey çözüldü, hâl oldu geriye bir tek bu mu kalmış durumda?

Değil. Mesele de Kürtlerden çok, onlar üzerinden ülkenin tekçi, merkezi düzene geçişi tamamen sağlamaktır. Çünkü şu an tekçi-mezhepçi yapının önündeki en büyük duvar Kürtler ve onların temsil ettiği değerler.

Buradan diğer pencerelere geçelim…

Bir soru daha ekleyelim: Peki düne oranla hükümet daha itidalli davranırken, bugün neden daha pervasız davranıyor?

Bunun birkaç nedeni var. ABD Stratejik belgesinin açtığı yeni dengeler ve yollar var. Güçlü birliklerin çeperde kalanları yediği ve ulus-devlet formunun daha keskinleştiği, devlet olanın kendi mantığı açısından haklı görünen her durumun meşru sayıldığı bir siyaset ekranına geçildi. ABD dış politikasında “devlet dışı aktörlerle ortaklık” doktrininden “merkezi devlet otoritesinin restorasyonu” doktrinine geçiş ifade edildi. Trump yönetiminin “MAGA” yaklaşımı ile şekillenen bu yeni strateji, Rojava’nın tasfiyesini, Türkiye'nin güvenlik kaygılarının giderilmesini ve İsrail'in kuzey sınırındaki tehdit algısının yeniden tanımlanmasını içeren çok katmanlı bir mutabakatı beraberinde getirdi. Colani hükümeti, meşruluk verilmiş ve başta İngiltere olmak üzere, ABD-Körfez ülkeleri tarafından desteklenen “bir devlet” olarak, Kürtleri kendi ajandası için uzlaşılabilir değil, tasfiye edilebilir olarak görmeye başladı. Düşünülen şeylerden biri şu: “Kürt........

© Bianet