Barış sürecinde Kürt stratejisi 2
İlk yazıda tilki ve kirpi metaforlarına kısmen açıklık getirdim. Sınırsız amaçlar dünyasında sınırlı araçlarla ne kadar yol alınabileceğinin strateji açısından anlamına değindim.
Kirpi, özetle tek bir odak ve güçlü bir stratejiyi simgeler. Tilki ise çoklu strateji, çoklu hesap ve ölçüme dayalı bir ifade.
Bu yazıda Kürt Hareketi ve Sayın Öcalan’ın stratejik bazı güncel durumlarına değinerek devam edeceğim.
Açıkçası şu an yaşanan duruma bakıldığında bir siyasi "bekleme odası" krizi yaşanıyor denilebilir. Çünkü arkada bırakılan devasa bir kırılma anı var. Öcalan'ın 27 Şubat 2025'teki çağrısı üzerine, PKK mayıs ayında kendini feshedip silahlı mücadeleyi sonlandırdı. Ardından 11 Temmuz 2025'te Süleymaniye'nin Casenê Mağarası önünde silahlar sembolik olarak ateşe verildi ve güçlerin sınır dışına çekildiği açıklandı. TBMM çatısı altında aylar süren komisyon çalışmaları yapıldı, raporlar yazıldı. Fakat silahların susması, hak ve özgürlüklerin önündeki kilidi açmaya yetmedi. Buradan hareketle masanın iki ucunda, öncelikleri farklı iki rasyonalite çarpışıyor diye özetlemek yanlış olmayacaktır.
Devlet cephesinden bakıldığında mesele bir egemenlik-güvenlik projeksiyonuna meyilli. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un açıklamalarından da anlaşıldığı üzere, iktidarın masaya getirdiği çözüm on maddelik, geçici ve sınırlı bir "çerçeve yasa" etrafında şekilleniyor. Bu taslak, ana kademe yöneticiler ve en önemlisi Sayın Öcalan'ın hukuki durumunu kapsam dışı bırakıyor şeklinde ifade ediliyor.
Hareket cephesinde ise durum çok daha yapısal bir zeminde okunuyor. Feshedilen PKK'nin yerine kurulan Hareket Yönetimi, bu geçici formülü kesin bir dille reddediyor. Onlar için silahlı dönemin kapanması, beraberinde yerel demokrasiyi, kültürel hakları güvenceye alacak ve anayasal dönüşüme zemin hazırlayacak kapsamlı bir "kök yasa"yı zorunlu kılıyor. Öcalan'ın statüsünün koşulların ilki olduğunu çokça ifade ettiler. Devlet "önce silahsızlanmayı sahada teyit edeyim" derken, hareket "eş zamanlı demokratik reform yapılsın" önerisini yapmıştı. Anlaşıldığı kadar teyit-tespit meselesi aşıldı. Şimdi yasa etrafında şekillenen “nasıl bir yasa?” tartışmaları var.
Bu sıcak siyasi gündemin ortasında Kürt hareketinin elinde tuttuğu durum ve güç envanteri doğru okunmalıdır. Türkiye'nin üçüncü büyük siyasi grubundan bahsediyoruz. Onlarca belediyede, üst üste atanan kayyumlara rağmen her seferinde seçmen iradesini yenileyerek iktidar olmayı başaran dirayetli bir siyasi hat mevcut. Kadın ve gençlik alanındaki örgütlülük, diasporaya yayılan ağlar ve kırk yıllık kadro deneyimi bu yapının sert fırtınalarda ayakta kalmasını sağlıyor. Öğrenen bir organizma ve yapı mevcut. Belki de en büyük avantajları, geçirilen büyük zihinsel evrim. Dönemlerin getirdiklerini hızlı okuyan ve kitlesini buna göre mobilize eden bir form söz konusu. Eski tip ulusal kurtuluş ve devlet kurma seçeneğini geride bırakıp; demokratik ulus, ekoloji ve kadın özgürlüğü kavramlarını merkeze alındı. Bu dönüşüm Kürt meselesini basit bir sınır tartışması olmaktan çıkardı. Bugün ne iktidar ne........
