menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsrail’in “izsürücüleri” AKP’nin butlancıları

16 0
24.06.2026

John Berger’in “Kıymetini Bil Herşeyin - Hayata Tutunma ve Direnişe Dair Notlar” başlığıyla İngilizce ilk basımı 2007 yılında yapılan kitabının Türkçe çevirisi 2009’da yayımlanmış. Kitabı geçtiğimiz ay bir arkadaşımın kitaplığında görünce, kendisinin de izniyle okumak için aldım. Kitapta toplam 19 başlıkta kısa yazılar yer alıyor. Bunlar arasından “Neredeyiz?” demokrasi konusunu yeniden düşünmeme, kendimce sorgulamama vesile oldu. “Dikkatli Bakınca-İki Kadın Fotoğrafçı” başlıklı yazı ise yıllarca önce haberdar olduğum bir meslek grubu üzerinden bugünün Türkiye’sinde yaşananların film şeridi gibi gözlerimin önünden geçmesini sağladı. Kişisel çıkarları uğruna egemenlerle işbirliği yaparak, onların hedef ve arzularını hayata geçirmek için kendilerinden istediklerini koşulsuz olarak yerine getirerek, egemenlere/iktidara muhalefet edenlere, direnenlere, farkında olmasalar da esasen kendilerine de zarar verenleri anımsadım. Son zamanlarda Türkiye’deki hemen herkes tarafından da bilinen butlancılarla İsrail’deki “izsürücüler”in birbirine ne kadar benzediğini fark ettim.

Türkiye’de özellikle de muhalifler olarak, epey bir zamandır yaşadıklarımız, tanıklıklarımız üzerinden iktidarın meselesinin CHP belediyelerini alıp daralan kaynaklarını tahkim edebilmek ya da CHP’yi hizaya sokmakla sınırlı olmayıp, aksine muhalefetsiz hatta seçimsiz bir ülke yaratmak olduğunu görünür kıldı. Yaşananlar, toplumun önemli bir kesimi kadar, beni de özel olarak endişelendiriyor.

Uzun bir süredir yerel seçim sonuçlarından iktidarın “beğenmedikleri” arasında önce DEM Parti bugünlerde ise CHP’li belediye başkanları ve yönetimleri yargı ve idare eliyle bir bir değiştirildi. Ancak, yakın zamana kadar yaptıkları hemen hemen hiçbir alanda toplumsal rıza üretemeyen iktidara yetmedi. O nedenle, bu aşamada Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) yeni yönetimi devreye sokuldu ve kendini reddeden bir tutumla, varlık nedeni de olan yetkisini hukuk mahkemelerine devretmesi sağlandı. Bundan böyle kesinleşmiş seçim sonuçları ve Siyasi Partiler Yasası kapsamında ve YSK yetkisindeki siyasi parti içi seçimler mahkemeler aracılığıyla değiştirilebilecek. Bu konuyla ilgili kapsamlı bir yazı 27 Mayıs tarihinde bu köşede yayımlanmıştı.

Yirmi yılı aşkın bir zamandır ulus devletler genel olarak siyasi önemlerini yitirip adeta köleleşerek dünyanın yeni ekonomik düzenine hep birlikte hizmet etmeye başladı. Halklar için de göç etmek, tüm dünyada hayatta kalmanın başlıca çaresi haline geldi. Bu süreçte, benzerleri gibi, Türkiye’nin üzerindeki koyu bulutlar siyahlaşmaya, gün ışığının yerini yavaş yavaş zifiri karanlık almaya başladı. Elbette bu bulutların kararlı rüzgarlarla ya da yağışa dönüşerek ülkelerin üzerinden uzaklaştırılabilmesi mümkün. Her ikisinin yolları da bedeli de birbirinden farklı olsa da karanlığa mahkûm olmadığımızın, geleceğimizin hâlâ kendi ellerimizde olmaya devam ettiğinin verisini ve........

© Bianet