“Kıyamet günü sorulacak: Öldürülmemesi gerektiği halde köpekleri niye öldürdün?”
Türkiye’de sokakta yaşayan hayvanlara ilişkin 7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 30 Temmuz 2024’te TBMM’de kabul edildi, 2 Ağustos 2024’te yürürlüğe girdi. Hayvan hakları savunucularının “katliam yasası” olarak adlandırdığı düzenleme, sokakta yaşayan köpeklerin belediyeler tarafından toplanarak sahiplendirilinceye kadar bakımevlerinde tutulmasını öngörüyor; belirli koşullarda öldürülmelerine de olanak tanıyor. Savunucular ise yetersiz barınak kapasitesinin hayvanları açlığa, hastalığa, kötü muameleye ve ölüme sürükleyeceğini belirtiyor.
Yasanın ardından köpeklerin toplanmasını, barınaklara kapatılmasını ve öldürülmesini savunan bazı görüşler, sosyal medyada İslami kurallara ve hadis rivayetlerine dayandırıldı. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden emekli Prof. Dr. Mehmet Hayri Kırbaşoğlu ile İslam’ın hayvanlara yaklaşımını, köpeklerin öldürülmesine dayanak gösterilen rivayetleri ve dinî metinlerin seçmeci biçimde kullanılmasını bu konuda derlediği bilgi notları üzerinden konuştuk.
Terk edilen köpeklerin izini süren “Simpatía”, Siren Yayınları etiketiyle yayımlandı
“Kur’an’da hayvanlara yönelik kategorik bir olumsuzluk yok”
İslam’da hayvan, insanın hizmetindeki bir varlık mı; yoksa kendine özgü hakkı ve değeri olan bir canlı mı? Kur’an’ın hayvanları “ümmetler” olarak anması insana nasıl bir sorumluluk yükler?
Türkçedeki hayvan kelimesi, Arapça “el-hayevân” kelimesinden alınmış olsa da bu aktarım sırasında anlam daralmasına uğramış görünüyor. Arapçada “el-hayevân”, canlıların tamamını kapsayan genel bir kavram. Türkçede ise bütün canlıları değil, yalnızca onlardan bir grubunu ifade etmek için kullanılıyor.
Bu, Kur’an’ın bildiğimiz hayvanlardan söz etmediği anlamına gelmez. Bilakis Bakara, Nahl, Neml ve Ankebût gibi sûrelere adını veren hayvanların yanında balık, bıldırcın, hüdhüd, karga, kuş, çekirge, sinek, aslan, at, deve, eşek, fil, koyun, köpek, kurbağa, kurt ve maymun gibi pek çok hayvandan, genellikle çeşitli kıssalar vesilesiyle söz eder.
Kur’an, bu hayvanlardan hiçbirinin kategorik biçimde yok edilmesine yönelik en küçük bir imada bulunmaz. Aksine, insanların günlük yaşamlarında yararlandıkları hayvanları, şükretmelerini gerektiren Allah’ın nimetleri olarak bir anlamda yüceltir. Ğâşiye Suresi’nde, çöl şartları bakımından bir yaratılış harikası olan devenin özellikleri üzerinde düşünülmesini ister. Hûd Suresi’nde ise dişi deveyi mucizenin nesnesi yapar. Özetle Kur’an’da genel olarak hayvanlara, özel olarak da evcil hayvanlara yönelik olumsuz ve kategorik bir yaklaşım yoktur.
Bir Müslümanın inanç, düşünce ve eylem alanında göz önünde bulunduracağı ilk ve nihai otorite Kur’an’dır. Hadis rivayetleri başta olmak üzere diğer bütün dinî bilgi kaynaklarının Kur’an’la uyum içinde olması gerekir. Kur’an, başta insanlar olmak üzere evcil hayvanlar da dahil bütün canlılarla, hatta bitki dünyasıyla nasıl bir ilişki kurulması gerektiğine dair temel ölçüler ortaya koyar.
“Her canlı sebebiyle sevap vardır”
Hadislerde hayvanlara merhamet nasıl bir dinî ve ahlaki sorumluluk olarak ele alınır? Susuz köpeğe su verilmesi ve hayvana eziyetin cezalandırılması gibi örnekler bize ne söyler?
Köpeklerin öldürülmesi gerektiğini savunan kesimlerin bile vaazlarında şu rivayeti kullanmaktan geri kalmaması dikkat........
