menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Kadın siyasetçilere yalnızca ‘sürecin vicdanı’ rolü biçilemez”

31 0
12.08.2026

TBMM’de geniş oy çoğunluğuyla kabul edilen çerçeve yasanın ardından gözler uygulama sürecine çevrildi. Silah bırakma ve çatışmasızlık sürecinin hangi hukuki ve siyasi adımlarla ilerleyeceği, Meclis’in nasıl bir denetim üstleneceği ve demokratikleşme başlıklarının sürece dahil edilip edilmeyeceği bundan sonraki dönemin temel tartışmaları arasında yer alacak.

Barışın ve çatışmasızlığın konuşulduğu Genel Kurul’da kadın siyasetçilerin sesinin sınırlı kalması, bir başka soruyu da gündeme taşıdı: Kadınlar karar ve denetim mekanizmalarında ne kadar yer alacak?

bianet, Genel Kurul’da oy kullanan ancak o gün kürsüden sesini duyamadığımız kadın siyasetçilere yasanın ardından nasıl bir yol haritası izlenmesi gerektiğini, uygulamanın hangi güvencelerle yürütüleceğini ve kadınların bu süreçte nasıl bir rol üstleneceğini sordu.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve Antep Milletvekili Sevda Karaca ile Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın değerlendirmelerinde ortak bir vurgu öne çıktı: Yasanın Meclis’ten geçmesi bir son olmayacak; asıl sınav uygulamada verilecek ve kadınların yer almadığı karar mekanizmaları eksik kalacak.

TBMM’de 'çerçeve yasa' oylaması: Kim 'evet', kim 'hayır' dedi?

Elif Esen: Uygulamada şeffaflık ve eşit temsil vurgusu

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen, yasanın kabulüyle sürecin yeni bir evreye geçtiğini değerlendirdi. Bundan sonraki dönemde silahsızlanmanın güvenilir, bağımsız ve denetlenebilir biçimde yürütülmesi; kararların açık ölçütlere, bireysel değerlendirmeye ve yargı denetimine dayanması gerektiğini söyledi.

“Yasanın kabulü asla bir son değil, tam aksine yeni bir evrenin başlangıcı. Silahsızlanma ve örgütün fiilî varlığının sona ermesi güvenilir, bağımsız ve denetlenebilir biçimde işletilmeli, izlenmeli ve doğrulanmalı; kanun kapsamındaki her karar şeffaflıkla açık ölçütlere, bireysel değerlendirmeye ve yargı denetimine dayanmalıdır. Barış hukukla, kardeşlik eşit vatandaşlıkla, millî birlik ise güvenle güçlenir.”

Yasanın uygulamada karşılık bulması için bağımsız doğrulama, etkili yargı denetimi, Meclis gözetimi, düzenli raporlama ve mağdurlar için açık başvuru yollarına ihtiyaç olduğunu değerlendiren Esen, 10’uncu maddedeki sorumsuzluk hükmünün ağır kusur, kötü niyet ya da yetki aşımını koruyan bir zırha dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.

Kadınların ise sürecin “vicdanı” ya da “yumuşatıcı sesi” gibi sembolik bir konuma sıkıştırılmaması gerektiğini söyledi:

Kadın siyasetçilere yalnızca sürecin vicdanı veya yumuşatıcı sesi gibi sembolik bir rol biçilemez. Kadınlar karar, uygulama ve denetim mekanizmalarında eşit söz sahibi olarak sürecin içinde olmalıdır. Çünkü kadın temsili yalnızca bir cinsiyet meselesi değil, toplumun yarısını oluşturan kadınların güncel sorun ve ihtiyaçlarını çözüm mekanizmalarına taşıyan güçtür. Kadınların bakış açısı, deneyimi ve karar gücü olmadan barış masası eksik kalır.

Kadın siyasetçilere yalnızca sürecin vicdanı veya........

© Bianet