menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Yangını söndürmek yerine yangın koruma altına alındı

28 0
28.02.2026

Musilaj bir kez daha gündemimizde. Hidrobiyolog Levent Artüz ile yaptığımız söyleşinin ilk bölümünde Marmara Denizi'nin içinde bulunduğu durumu ve nedenini konuştuk. Bugün ise "Bu sorun ile nasıl başedebiliriz" üzerine konuşacağız. Artüz'e, "alınan önlemler ne kadar önleyici?", "kirlenmenin önüne nasıl geçilebilir?" sorularının yanıtını ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın eylem planını sorduk.

HİDROBİYOLOG LEVENT ARTÜZ

"Marmara bugün hâlâ hareket eden, ancak ekolojik olarak ölü bir sistemdir"

2021 krizinden sonra düzenlenen Eylem Planı’nı yeterli buluyor musunuz? Uygulama sürecindeki gözlemleriniz nedir?

Evet, bu eylemi olmayan ya da göstermelik eylemlerle yürütülen “Eylem Planı” hakkındaki izlenimlerim açıkçası “havanda su dövüldüğü” yönünde. Müsilajın kamuoyunu ciddi anlamda meşgul ettiği dönemde bazı girişimlerde bulunuldu. Bunlardan biri de bu 22 maddelik “Eylem Planı” idi. 3. maddeye göre Marmara Denizi “koruma alanı” statüsüne kavuşturulacaktı.

Yani ortada bir yangın vardı; o zaman da belirttiğim gibi, yangını söndürmek yerine yangın koruma altına alındı! Zaten o dönemde de “kirletici unsurlar ve deşarjlar kesilmeden bu denize böyle bir statü kazandırırsanız, denizi değil, deşarjları koruma altına almış olursunuz” demiştim. Bugün itibarıyla koruma altına alınan(!) bu denizimizde Ergene Deşarjı başta olmak üzere tüm deşarjlar olduğu gibi, hatta artarak, devam ediyor.

Söz konusu eylem planında sunulan, sıralanmış 22 maddeye baktığınızda, bunların yalnızca birer temenniden öteye gitmediğini açıkça görebilirsiniz. Kısacası hiçbir şey değişmedi. Marmara Denizi, atıkların “bertarafı” için hâlâ bir “alıcı ortam” olarak kullanılmaya devam ediyor.

Bu bağlamda Ergene Derin Deniz Deşarjı çok konuşuldu. Ancak bu deşarj hız kesmeden hâlen devam ederken, son olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nde yaptığı son değişiklik adeta “tüy dikti”. Buna göre, “korunan alanlar hariç, derinliği 250 metreden fazla olan denizlerin doğal anoksik tabakasında, tehlikesiz inorganik atıklar deniz tabanına döşenecek boru hattıyla taşınarak bertaraf edilebilecek.”

Bir de hatırlarsanız, bu eylem planı ile ilgili bir rapor vardı. 400 sayfa, 157 maddeden oluşan bir “Rapor”! Müsilajın ana sebeplerinin es geçildiği; işin ağırlıkla iklim değişikliğine bağlandığı; Karadeniz’den gelen fazla su bütçesi nedeniyle çok ciddi bir akıntı rejimine sahip bu denizde “durgunluk” bahanesinin öne sürüldüğü; bunca zamandır yapılmış olan yanlış uygulamaların göz ardı edilip, yalnızca “bundan sonra kirletilmemesi” temennisinin dile getirildiği bir metin. Yani sanırsınız, bugüne kadar hiçbir suçlu yok; suç, ağırlıkla küresel veya değiştiremeyeceğimiz coğrafi–jeolojik koşullarda!

Geçen zaman içinde de gördük ki bu rapor, bilimsellikten çok, aslında yapılanların aklanabilmesi için hangi cümlelerin “rahatlıkla” söylenebileceğini tarif eden bir nezaket kılavuzuymuş!

Marmara Denizi’nin bağrına saplanan bir hançer olan Ergene Deşarjı’nın raporda yer almamış olması, o dönem de belirttiğimiz üzere, çok ciddi ve umut kırıcı bir eksiklikti. Yerleşim büyüklüğü ve nüfus bakımından en büyük payı kapsayan İstanbul Megapolü’nün sorunlarının bugüne kadar neden çözülemediğinin sorgulanmaması ise bir diğer önemli eksiklikti.

Konuya ilişkin raporda herhangi bir bütçelendirme ya da zaman çizelgesinin bulunmaması, zaten o dönemde işin ne kadar “ciddi(!)” olduğunu açıkça göstermişti. Kısaca, somut bir önermenin yer almadığı, 157 maddenin çoğunun zaten ilgili bakanlıkların temel görevleri arasında bulunan unsurların “yapılsın” diye tavsiye edildiği bir metindi bu. Belirttiğim gibi, o zaman bu zaman, sadece havanda su dövüldü.

Eğer bu mümkünse, Marmara’nın “kurtarılması” için önerileriniz nelerdir? Merkezi ve yerel yönetimler neyi, nasıl yapmalı? Vatandaşlarda bir farkındalık yaratılması ve çoğunlukla göremediği bir felakete ilişkin (varsa) yapabilecekleri konusunda ne söylersiniz?

Marmara Denizi “kurtarılması” için önlem alma zamanı açıkçası çok gerilerde kaldı. Bu gün itibarı ile konu Marmara Denizi‘nin atık ve kanalizasyon sorunu veya Derin Deniz Deşarjları veya benzer bilim dışı bir girişimlere körü........

© Bianet