“Servet yeniden dağıtılmadan iklim krizi aşılamaz”
World Inequality Lab (WIL), bugün Paris School of Economics'te düzenlenen Dünya Eşitsizlik Konferansı'nda "Küresel Adalet Raporu"nu tanıttı.
“2100'de Gezegende Eşitlik ve Refah İçin Bir Plan” alt başlığını taşıyan rapor, 45 araştırmacının iki yılı aşkın ortak çalışmasının ürünü.
Raporun tanıtım sunumunu WIL’in Çevre Koordinatör Cornelia Mohren, Araştırma Görevlisi Moritz Odersky, Küresel Adalet Koordinatörü Anmol Somanchi yaptı ve WIL’in eş direktörleri Lucas Chancel, Rowaida Moshrif, Thomas Piketty soru cevap kısmına katıldı.
Rapor iklim krizi, ekonomik eşitsizlik ve siyasi istikrarsızlığın birbirini beslediği bugünün çoklu kriz ortamında ana akım yaklaşımların üç temel eksikliğini aşmayı hedefliyor: Geleneksel partilerin aşırı büyüme odaklı söylemi, birçok ekolojistin önerdiği ekonomik küçülmenin (degrowth) sorgulanabilir etkinliği ve Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarındaki sosyal etki analizlerinin yetersizliği.
Mevcut iklim projeksiyonlarının çoğundan metodolojik olarak ayrılan rapor salt bir analiz değil, somut bir yol haritası sunuyor.
Günümüz eşitsizlik ve iklim verilerini bir araya getirip 2026'dan 2100'e uzanan, rakamlarla desteklenmiş bir dönüşüm planı öneriyor.
Ne kadar büyümeli, hangi sektörler genişlemeli, kim ne kadar vergi ödemeli, hangi kurumlar kurulmalı sorularını sorup bunları birbiriyle tutarlı tek bir senaryoya bağlıyor.
Enerji dönüşümü tek başına yetmez
Raporun merkezinde şu iddia var: Yaşanabilir bir gezegen ile daha eşit bir dünya birbirinin alternatifi değil. Tersine, ancak birlikte mümkün.
WIL’e göre mevcut iklim politikalarının çoğu, enerji sistemlerinin ne kadar hızlı dönüştürülebileceğine odaklanıyor. Oysa rapor, sorunun yalnızca hangi yakıtın kullanıldığıyla değil, neyin üretildiği, neyin tüketildiği, kimlerin ne kadar çalıştığı ve servetin kimlerin elinde toplandığıyla da ilgili olduğunu anlatıyor.
Argümanları şu: 1 Euro'luk eğitim harcaması ile 1 Euro'luk inşaat harcaması aynı iklim yükünü taşımıyor. Eğitim sektörü, enerji ve üretim sektörlerine kıyasla üç ila dört kat daha az emisyon üretiyor. Dolayısıyla ekonominin hangi sektörler üzerine kurulduğu, hangi yakıtın kullanıldığı kadar belirleyici.
Rapor 2015 Paris Anlaşması'nın belirlenen 2100’e kadar 2 derece sınırında kalabilmek için gereken toplam emisyon azaltımının yaklaşık yarısının karbonsuzlaşmadan, diğer yarısının ise yeterlilik önlemlerinden gelmesi gerektiğini hesaplıyor.
Buna karşı da hızlı karbonsuzlaşma, tüketim kalıplarında dönüşüm, çalışma saatlerinin azaltılması, cinsiyet eşitliği ve küresel ölçekte gelir-servet yeniden dağıtımının birlikte uygulanması halinde dünyanın 2100’de hem daha eşit hem de ekolojik olarak yaşanabilir olabileceğini söylüyor.
2100 için eşitlik senaryosu
Rapor 2100 için bir senaryo da kuruyor. Bugün Sahra altı Afrika'da aylık 290 Euro, Kuzey Amerika'da 4.590 Euro olan kişi başı gelirin 2100'de dünyanın her bölgesinde 5.000 Euro'ya ulaşmasını hedefliyor. Rapor, bu 16 katlık farkın kapatılmasını temel hedeflerden biri olarak tanımlıyor.
Gelir........
