menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Affet bizi Kemal, hepimiz suçluyuz

19 0
18.03.2026

2017’nin 21 Mart’ıydı; takvimde Newroz yazıyordu ama geceden beri Diyarbakır’ın üstünde ince bir ayaz dolanıyordu.

Malatya’daki evde mutfakta kısık ateşte demlenen çayın buğusu camlara vuruyor, annesi o buğuyu silerken oğlunun yüzüne bakıyordu. Kemal yirmi üçündeydi; konservatuvar öğrencisi, parmakları bir enstrümanın tellerine alışkın, kulakları ritmi hayatın uğultusundan ayırmayı bilen bir genç. O sabah yüz binlerin “barış” diyeceği meydana, kendi sesini de eklemek istemişti.

Secan Anne, kapının eşiğinde elini koluna koydu: “Oğlum, Kemal’im! Korkuyorum, gitme.” Kemal gülümsedi; o gülüşte hem mahcubiyet hem inat vardı. “Bahar gelmiş anne” dedi, “ben de bir selam vereyim.” Geceyi bekledi, evin horultusu düzene girdiğinde odasındaki perdeleri araladı, sırt çantasını sessizce omzuna aldı.

Ayakkabılarını eline alıp kapıya kadar yürüdü, sonra vazgeçti; herkes uyanır diye pencereye yöneldi. Demir parmaklıktan sarkıp kendini aşağı bıraktı; ayakları yere değer değmez, geceyi yarmış gibi hızlandı. Arkasında, yarı açık pencereden sızan sarı ışık sabaha kadar yanacaktı.

Yol uzun, otobüsler serindi. Camdan dışarı bakarken yollar........

© Bianet