menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“İranlı kadınlardan ya mağduriyeti ya da direnişi temsil etmeleri bekleniyor”

65 0
18.08.2026

Shiva Akhavan Rad, Tahran’da yaşayan bağımsız bir İranlı gazeteci.

Gençlik yıllarında mahlasla yazdığı kişisel bir blogu olduğunu anlatan Rad, burada aşk, flört, romantik deneyimler, okuduğu kitaplar ve izlediği filmler hakkında yazıyordu. Blogun kendisine küçük ama anlamlı bir özgürlük alanı açtığını belirtiyor: “Hayatımın bir bölümünü yaşadığım gibi anlatabileceğim bir alan sağlıyordu; kamusal alanda benim için mümkün olmayan bir şeydi.”

Shiva Akhavan Rad ile İran’da kadın olmayı, kadın mücadelesinin bugün geldiği noktayı, gazetecilik yaparken karşılaştığı baskıları ve kendi yaşam deneyimlerini konuştuk.

İran'da kadınlara yönelik hak ihlalleri: 5 bin kadın gözaltına alındı, dokuz kadın idam edildi

Beden üzerindeki denetim

İran’da kadınların gündelik ve kamusal yaşamlarını erkeklerinkinden ayıran hukuki, toplumsal ve kültürel sınırlar nelerdir?

Bu eşitsizliğin bir kısmı kültür ve gelenekte köklenirken, bir kısmı da İran’ın siyasi sistemiyle bağlantılı. İran, İslami yasalara göre yönetiliyor ve İslam’a inanmayanlar da dahil olmak üzere pek çok insan, inanmadığı yasalar altında yaşamaya zorlanıyor.

Ancak bütün eşitsizliği yalnızca dine bağlamanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Kendini din karşıtı olarak tanımlayan insanlar arasında bile bazı geleneksel ve ayrımcı tutumlar o kadar derinden içselleştirilmiş olabiliyor ki ayrımcılık onlar tarafından da yeniden üretilebiliyor.

Bana göre en belirgin meselelerden biri, kadınların kendi bedenleri üzerinde tam denetime sahip olmaması. Burada artık yalnızca “geleneksel tutumlar” ya da “aile baskısı” söz konusu değil; devlet de doğrudan bu alana müdahale ediyor.

İranlı feminist Kamand: Sanki savaş bedenimdeydi; yaşadığım sarsıntıyı asla unutmayacağım

İran’daki kadınlar, kadın olmaktan kaynaklanan eşitsizlikleri ve sınırlamaları en güçlü hangi anlarda hissediyor?

Eşitsizlik farkındalığı her zaman büyük bir olayla ya da tek bir belirleyici deneyimle başlamıyor. Bazen bir kız çocuğunun, erkek kardeşi ya da başka bir erkek için tamamen normal olan bir şeyin kendisi için yasak veya kısıtlı olduğunu fark ettiği anda başlıyor.

Bu fark daha sonra mahkemeler, velayet davaları ya da özsavunma vakaları gibi çok daha ciddi durumlarda ortaya çıkabiliyor. Böyle anlarda kadınlarla erkeklerin hakları ve koşulları arasındaki eşitsizlik, gündelik bir ayrım olmaktan çıkıp ölüm kalım meselesine dönüşebiliyor.

Bununla birlikte İran’daki bütün eşitsizlik deneyimlerine yalnızca cinsiyet üzerinden bakabileceğimizi düşünmüyorum. Kadınlar, erkeklerin yaşamadığı kısıtlama ve deneyimlerle karşılaşıyor, ancak kadınların ve erkeklerin birlikte yaşadığı pek çok sorun da var. Hepimiz otoriter bir siyasi ve toplumsal yapı altında yaşıyoruz. Son yıllarda ekonomik kriz, enflasyon, yoksulluk ve derinleşen sınıfsal eşitsizlik pek çok insanın hayatını etkiledi.

Benim gözlemim, çok sayıda İranlı erkeğin kadınları desteklediği ve onların yanında durduğu yönünde. İran İslam Cumhuriyeti ile İran halkını, özellikle İranlı erkekleri, birbirinden ayırmak önemli. İran toplumuna yalnızca kadın-erkek merceğinden bakarsak gerçekliğin önemli bir bölümünü kaçırırız.

Cinsel saldırı, meşru müdafaa ve idam kararları zaman zaman dünya kamuoyunda........

© Bianet