menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sosyolog - Araştırmacı Azad Barış: Kent Uzlaşısı hedef alındı çünkü siyasetin değişim potansiyelini gösterdi

11 0
28.09.2026

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturmalarla birlikte adı sık sık gündeme gelen Spectrum House kurucusu Azad Barış, kendisi için kullanılan “Kent Uzlaşısı’nın arkasındaki isim” tanımlamasını kabul etmiyor.

Barış, Kent Uzlaşısı’nın ortaya çıkışını bir kişinin ya da bir kurumun projesi olarak değil, farklı siyasi geleneklerin ortak bir zeminde buluşma arayışı olarak değerlendiriyor.

İBB soruşturmalarında kendisiyle Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Ahmet Özer ve Mahir Polat arasındaki temasların suçlama konusu yapılmasını da eleştiren Barış, “görüşme, temas, irtibat, bağ, suç” şeklinde ilerleyen bir kelime zincirinin somut bir suç ilişkisi anlamına gelmeyeceğini söylüyor.

Barış ile Kent Uzlaşısı’nın nasıl ortaya çıktığını, İBB soruşturmalarında kendisine yöneltilen suçlamaları, Çerçeve Yasa’dan beklentilerini, Türkiye’ye dönüş meselesini, DEM Parti’nin dönüşümünü ve muhalefetin önündeki olasılıkları konuştuk.

Kent Uzlaşısı’nın arkasındaki isim, İBB soruşturmalarının kilit ismi gibi tanımlamalarla anılıyorsunuz. Siz bu tanımlamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle “gizli mimar”, “arkasındaki isim” gibi tanımlamaları doğru bulmuyorum. Çünkü bu tanımlamalar, çok aktörlü ve uzun bir siyasal süreci tek bir kişinin üzerine yıkarak tartışmayı kolaylaştırıyor ama aynı zamanda meseleyi siyasetten uzaklaştırıyor.

Ben Kent Uzlaşısı’nın fikri çerçevesinin oluşmasına katkı sunmuş bir araştırmacıyım. Fakat partiler adına ittifak kuran, aday belirleyen, karar alan ya da seçim stratejisini yöneten kişi değilim. Spectrum House olarak uzun yıllardır barış, milliyetçiliğin dönüşümü, siyasi ittifakların imkanları, göç, kayyım politikaları, genç kuşakların siyasete bakışı ve dijitalleşme gibi alanlarda araştırmalar yaptık.Kent Uzlaşısı da aslında bu çalışmaların çok daha geniş bir siyasal zeminde karşılık bulduğu bir noktada ortaya çıktı. CHP’nin “Türkiye ittifakı” arayışı ile Kürt siyasi hareketinin “Türkiyeleşme” perspektifi bazı yerlerde kesişti. Bu, bir tarafın diğerine katılması değildi. Ortak bir zeminin oluşmasıydı.

Ben Kent Uzlaşısı’nın fikri çerçevesinin oluşmasına katkı sunmuş bir araştırmacıyım. Fakat partiler adına ittifak kuran, aday belirleyen, karar alan ya da seçim stratejisini yöneten kişi değilim. Spectrum House olarak uzun yıllardır barış, milliyetçiliğin dönüşümü, siyasi ittifakların imkanları, göç, kayyım politikaları, genç kuşakların siyasete bakışı ve dijitalleşme gibi alanlarda araştırmalar yaptık.

Kent Uzlaşısı da aslında bu çalışmaların çok daha geniş bir siyasal zeminde karşılık bulduğu bir noktada ortaya çıktı. CHP’nin “Türkiye ittifakı” arayışı ile Kürt siyasi hareketinin “Türkiyeleşme” perspektifi bazı yerlerde kesişti. Bu, bir tarafın diğerine katılması değildi. Ortak bir zeminin oluşmasıydı.

Dolayısıyla bugün benim üzerimden yürütülen tartışmanın yerine şu soruyu sormak gerekiyor: Kent Uzlaşısı neden toplumsal bir karşılık buldu? Neden farklı siyasi gelenekler yerel düzeyde ortaklaşma ihtiyacı hissetti? Ve daha önemlisi, bu siyasi zemin neden hedef haline geldi?

18 Mart 2025’te evime ve ofisime yapılan baskından, 19 Mart’taki operasyonun ardından yaşananlara kadar benim ve çalışma arkadaşlarımın yaşadığı süreç de bu açıdan ele alınmalı. Henüz ortada bir yargı kararı yokken insanların kriminalize edilmesi, bir siyasi ilişkinin veya düşünsel temasın suç kategorisine taşınması daha büyük bir tartışmanın parçası.

Bir tehdit tanımlanıyor, ardından o tehdidi temsil ettiği düşünülen bir isim seçiliyor ve çok daha geniş bir siyasi süreç o kişinin üzerine yükleniyor. Ben burada asıl meselenin kendim olmadığını düşünüyorum. Asıl mesele, farklı siyasi kesimler arasındaki temasın neden suç şüphesi olarak görülmeye başlandığıdır.

“Görüşme, temas, irtibat, bağ, suç diye bir merdiven kuruluyor”

İBB soruşturmalarında Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Ahmet Özer ve Mahir Polat gibi isimlerle görüşmeleriniz de suçlama konusu yapıldı. Bu temasların niteliği neydi?

Burada çok basit ama önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Görüşmek başka bir şeydir, aynı yapı içerisinde hareket etmek başka bir şey. Bir siyasetçiye analiz sunmak başka bir şeydir, onun adına karar almak başka bir şey.

Benim yaptığım iş gereği siyasetçilerle, belediye başkanlarıyla, akademisyenlerle, gazetecilerle görüşmem kadar doğal bir şey olamaz. Konuştuğumuz konular da gizli konular değildi. Kent siyaseti, yerel yönetimler, Kürt meselesi, seçimler, temsil, barış ve demokratikleşme gibi kamuoyunun zaten tartıştığı başlıklardı.

Fakat soruşturma dili içerisinde şöyle bir kelime merdiveni kuruluyor: görüşme, temas, irtibat, bağ ve ardından suç. Oysa bu kelimelerin her biri bir öncekinin üzerine yeni ve somut bir olgu koymuyorsa, ortada sadece kavramsal bir genişleme vardır.

Hukukun burada yapması gereken şey çok daha açık. Bir temas varsa bunun niyeti nedir? Bir eylem varsa bununla nasıl bağlantılıdır? Somut olarak hangi suç ortaya çıkmıştır? Bunların kanıtlanabilir bir zincir içerisinde kurulması gerekir.Baz istasyonu verileri de benzer biçimde ele alındı. Bir baz istasyonu aynı coğrafi alandaki insanların aynı istasyondan sinyal vermesini gösterir. İstanbul gibi milyonlarca insanın yaşadığı bir kentte aynı baz istasyonundan sinyal vermek, tek başına bir toplantının ya da gizli bir ilişkinin kanıtı olamaz. Verinin coğrafi bağlamından kopartılarak sunulması başka bir sonuç yaratıyor.

Hukukun burada yapması gereken şey çok daha açık. Bir temas varsa bunun niyeti nedir? Bir eylem varsa bununla nasıl bağlantılıdır? Somut olarak hangi suç ortaya çıkmıştır? Bunların kanıtlanabilir bir zincir içerisinde kurulması gerekir.

Baz istasyonu verileri de benzer biçimde ele alındı. Bir baz istasyonu aynı coğrafi alandaki insanların aynı istasyondan sinyal vermesini gösterir. İstanbul gibi milyonlarca insanın yaşadığı bir kentte aynı baz istasyonundan sinyal vermek, tek başına bir toplantının ya da gizli bir ilişkinin kanıtı olamaz. Verinin coğrafi bağlamından kopartılarak sunulması başka bir sonuç yaratıyor.

Benim farklı dönemlerde Kürt siyasi hareketi içinde çeşitli görevler üstlenmiş olmam da kamuya açık bir bilgi. Fakat bir siyasi hareket içerisinde bulunmak, her görüşmenin ya da her temasın bir suç ilişkisine dönüştürülmesini gerektirmez. Siyaset yapmak da suç değildir.

Burada daha büyük bir mesele var. Türkiye’de birbirinden çok uzak siyasi çevrelerin konuşabilmesi neden şüpheli hale geliyor? Eğer demokratik siyaset temas kurmayı, konuşmayı ve müzakere etmeyi gerektiriyorsa, bu alanı kriminalize ettiğinizde geriye ne kalıyor?

“İBB soruşturmalarını yalnızca yerel siyaset üzerinden okumamak gerekiyor”

İBB soruşturmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu soruşturmaların daha geniş bir siyasi anlamı var mı?

Ben İBB soruşturmalarını yalnızca yerel yönetimlere ilişkin bir soruşturma olarak okumuyorum. Bunun daha geniş bir siyasi yeniden yapılanma sürecinin parçası olduğunu düşünüyorum.

Bunu anlatmak için Ernst Fraenkel’in “ikili devlet” kavramını kullanıyorum. Bir tarafta kuralları, kurumları ve öngörülebilirliği olan normatif devlet var. Diğer tarafta ise siyasi ihtiyaçlara göre devreye sokulan istisna rejimi bulunuyor. Türkiye’de son yıllarda bu iki alanın giderek daha fazla iç........

© Bianet