menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mahpus Şehir Plancısı Gürkan Akgün: Gitarım ve kitaplar en sadık yoldaşlarım, özgürlüğü özlüyorum

23 0
17.08.2026

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) operasyonlarında tutuklanan ve 500 günü aşkın süredir cezaevinde tutulan İBB Genel Sekreter Yardımcısı ve şehir plancısı Gürkan Akgün, hem tecrit altındaki günlerini hem de Türkiye’nin adalet ve kent mücadelesini anlattı. 

Hukuksuzlukları, delilsiz suçlamaları ve "asrın yolsuzluğu" iddialarının altının nasıl boşaltıldığını gözler önüne seren Akgün, mesleki yaşamını, İstanbul'un rant baskısına karşı verdiği mücadeleyi ve hapishane odasındaki zihinsel direncini paylaştı. 

Yaşananların sadece bireysel bir mağduriyet olmadığını, doğrudan 16 milyon İstanbullunun iradesine ve kentin geleceğine vurulan bir darbe olduğunun altını çizen Akgün, ”Yok canım, bu da olmaz dediğimiz her şey olabiliyormuş. Bunu, sanırım hepimiz aldık. Ben de aldım” diyor ve vurguluyor: 

"Aynı mevzuata tabi bir ihale, kanuna uygun, çok daha açık ve şeffaf bir biçimde gerçekleştirilmiş ve 2019 öncesi suç değilken, 2019 mart ayından sonra suç olamaz."

500 günü aşkın süredir cezaevindesiniz. İlk gününüzle bugün arasında baktığınızda, bu süreç sizi en çok hangi açıdan değiştirdi?

Açıkçası burada tek başına yaşayıp giderken bu soruya net bir cevap veremiyorum. Sanırım dışarıda insanların arasına karışınca bu sürecin bende yarattığı değişimi daha iyi anlayabileceğim. 

“Gitarım burada bana eşlik ediyor”

Cezaevinde sıradan bir gününüz nasıl geçiyor? 

Sabah 8 - 8 buçuk gibi sayımla beraber avlunun kapısı da açılıyor ve gün başlıyor. Esasında günü çok planlı geçirdiğim söylenemez. Bazı dönemler güne erken başladığım oluyor, bazı dönemlerse daha çok gece vakit geçirdiğimden öğleye doğru uyanmayı tercih ediyorum. Ama muhakkak yaptığım bazı şeyler var tabi. Yaklaşık bir saat gazete okuma faslı var mesela. Cezaevleri gazetelerin fiziki olarak, hem de köşe bucağına kadar okunduğu son yerler olabilir.

Yazın, 12'den sonra, bir iki saat güneş avlunun bir kısmına vuruyor. Onu kaçırmamaya çalışıyorum. Gün içinde avukat arkadaşlar veya eşim Sinem geldiğinde onlarla görüşüyorum. (Evet! Onun da avukat olmasından dolayı böyle bir imkânımız var en azından). Günde 1-2 saat yürüyüş ve hafif de olsa spor yapmayı ihmal etmemeye çalışıyorum. 

Batan güneşin kızıllığı avlu duvarının en üst köşesine vurduğunda kapıların kapanma vakti geldi demek. Diğer vakitler de daha çok okumayla ve rutin işlerle geçiyor. Radyo 3'te favori müzik programlarım var. Onları kaçırmamaya çalışıyorum.

Batan güneşin kızıllığı avlu duvarının en üst köşesine vurduğunda kapıların kapanma vakti geldi demek. Diğer vakitler de daha çok okumayla ve rutin işlerle geçiyor. Radyo 3'te favori müzik programlarım var. Onları kaçırmamaya çalışıyorum.

Bir de, -her ne kadar filmlerin birçoğunu izlemiş olsam da- TRT 2 film kuşağına akşam yine bir göz atıyorum yeni film var mı diye. Sonrası tekrar ve yine tekrar... Haftada 1 saat, yine tek başıma olmak üzere mini halı sahada spor, ayda biri açık olmak üzere diğerleri camın arkasından haftalık 1 saat aile görüşü ve yine haftada toplam 10 dakika olmak üzere, bir seferlik ailemle telefon görüşmesi yapabiliyorum. 

Zamanı geçirmek ve zihninizi diri tutmak için neler yapıyorsunuz? Okuyor musunuz, yazıyor musunuz, notlar alıyor musunuz?

Kitaplar buradaki en sadık yoldaşlarımız. Dolayısıyla evet, zamanımın önemli bir kısmını okumaya ayırmaya çalışıyorum.

Bir dönem Birgün gazetesine iki haftada bir yazılar yazıyordum. Yazmak; o yazı üzerine düşünmek, çalışmak insanı oldukça zinde tutuyor tabi.

Ancak hem burada güncel beslenme kanallarımızın sınırlı olması hem de mahkeme sürecinin başlamasıyla o yazılara ara vermek durumunda kaldım.

Hem zihinsel hem de fiziksel açıdan diri kalabilmek adına spor yapmak, mümkün olduğunca hareket etmek önemli. Yoksa burada hareketsizliğe alışmak çok kolay ve bu insanı gerçekten çürütebilecek bir şey. Bir de burada bana eşlik eden gitarım var tabi. Birkaç beste taslağı oluştu gibi. Bakalım, gerisi gelir mi göreceğiz. 

Hem zihinsel hem de fiziksel açıdan diri kalabilmek adına spor yapmak, mümkün olduğunca hareket etmek önemli. Yoksa burada hareketsizliğe alışmak çok kolay ve bu insanı gerçekten çürütebilecek bir şey. Bir de burada bana eşlik eden gitarım var tabi. Birkaç beste taslağı oluştu gibi. Bakalım, gerisi gelir mi göreceğiz. 

“Birlikte üretmeyi özlüyorum”

Son dönemde okuduğunuz ve sizi en çok etkileyen kitaplar neler oldu? Cezaevinde okuma biçiminiz dışarıdaki okuma alışkanlığınızdan farklılaştı mı?

Burada koşturmacadan uzak daha gönlünüze göre okuyorsunuz tabi. Roman olarak Céline'in "Gecenin Sonuna Yolculuk", Elias Canetti'nin "Körleşme" ve John Fowles'ın "Büyücü" kitaplarını çok beğenerek okudum.

Don Kişot'u okuyarak Cervantes'e hücremden tekrar saygılarımı sundum. İnsan ilk modern romanı yazıp, kurmaca işte böyle yapılır diye baştan noktayı koyar mı... Yıllar sonra baştan aşağı, -hem de hapishanede- Nâzım'ın "Memleketimden İnsan Manzaraları"nı okudum ve ustanın karşısında da yine saygıyla eğildim. Bunların varlığını ve var olabileceğini bilmek insana dair umudu ayakta tutan şeyler. Türkiye'nin yakın siyasi tarihine dair Yordam Yayınları’ndan çıkan "Türkiye'de Siyasal Hayat" kitabını tavsiye ederim. Çok titizlikle ve yetkinlikle hazırlanmış bir çalışma. 

Don Kişot'u okuyarak Cervantes'e hücremden tekrar saygılarımı sundum. İnsan ilk modern romanı yazıp, kurmaca işte böyle yapılır diye baştan noktayı koyar mı... Yıllar sonra baştan aşağı, -hem de hapishanede- Nâzım'ın "Memleketimden İnsan Manzaraları"nı okudum ve ustanın........

© Bianet