"Gıdayla ilgili sorunlar agroekoloji yaklaşımıyla çözülebilir"
Sivil toplumun güçlendirilmesi ve birlikte çalışma olanaklarının artırılması amacıyla Temmuz 2023’ten beri yürüttüğümüz “Hak Örgütleriyle Buluşmalar” kapsamında 29’uncu buluşmamızı Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ile gerçekleştirdik.
Atölye BİA’da 10 Mart’ta gerçekleştirdiğimiz buluşmaya IPS İletişim Vakfı / bianet adına Murat İnceoğlu, Ceyda Sungur, Sinem Aydınlı ve Evrim Gündüz; Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği adına ise Strateji Kurulu Üyesi ve İletişim Danışmanı Oya Ayman katıldı.
Buluşmada derneğin ekolojik yaşam hareketi olarak kuruluş hikâyesini, gıda sistemlerinin dönüşümüne ilişkin çalışmalarını, Hatay’daki agroekoloji projesini ve dayanışma ağlarını konuştuk.
Hak Örgütleriyle Buluşmalar
“Buğday tohumu yaşam döngüsünü temsil ediyor”
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin hikâyesinin 1990’lı yıllarda Bodrum’da kurulan küçük bir pazar tezgâhına dayandığını anlatan Ayman, dernek kurucularından Victor Ananias’ın çiftçilerin “hikâyesi olan” ürünlerini doğrudan tüketiciyle buluşturmak için açtığı tezgâhın zamanla bir ekolojik yaşam hareketine dönüştüğünü söyledi.
Başak Doğal Ürünler Dükkânı, Buğday Restoranı ve Buğday Dergisi gibi girişimlerle büyüyen hareket, yürüttüğü çalışmalar için kurumsal bir yapıya ihtiyaç duymasıyla birlikte 2002 yılında dernekleşti.
Ayman, Buğday Hareketi'nin dernekleşinceye kadar her ne kadar tezgah, dükkan, restoran ve dergi olarak faaliyet gösterse de çevre hareketleri, aktivistler, doğa ve gıda hakkı savunucuları için bir buluşma alanı olduğunu vurguladı.
Hareketin adının da bu fikirden geldiğini belirten Ayman, “Buğday tohumu yaşam döngüsünü temsil ediyor. Bir tohumun toprağa düşüp yeniden filizlenip sonradan tohum vermesi gibi biz de yeni fikirlerin ve dönüşümün tohumlarını saçmak istiyoruz” dedi.
Victor Ananias'ı Anlamak
“Proje değil, örnek ve model oluşturmaya çalışıyoruz”
Ayman, Buğday Derneği’nin çalışmalarını başlangıcı ve sonu belirli projelerden çok, sürdürülebilir örnekler ve modeller kurma çabası olarak tanımladı. Bu yaklaşımın ilk örneklerinden biri, 2006’da Şişli Belediyesi ortaklığıyla kurulan 0 Ekolojik Pazar.
Ayman, ilk kurulduğunda 16 tezgahla başlayan pazarın zamanla Türkiye’deki birçok ekolojik pazara ilham veren bir modele dönüştüğünü belirtti:
Bu pazarlar yalnızca sağlıklı gıdaya erişim alanı değil, aynı zamanda üretici ile ‘türetici’nin bir araya geldiği, bilgi ve deneyim paylaşımının gerçekleştiği bir buluşma noktası. Biz gıdanın izini sürerek üreticiyi destekleyen kişiyi ‘türetici’ olarak tanımlıyoruz.
Bu pazarlar yalnızca sağlıklı gıdaya erişim alanı değil, aynı zamanda üretici ile ‘türetici’nin bir araya geldiği, bilgi ve deneyim paylaşımının gerçekleştiği bir buluşma noktası. Biz gıdanın izini sürerek üreticiyi destekleyen kişiyi ‘türetici’ olarak tanımlıyoruz.
Buğday’ın bir diğer çalışma alanı ise Topluluk Destekli Tarım. Türkiye’deki ilk örneklerden birini İstanbul Cumhuriyetköy’de kurduklarını vurgulayan Ayman, üretim maliyetlerinin kentte yaşayan destekçiler tarafından paylaşıldığını ve ürünlerin haftalık sepetler halinde bu kişilere ulaştırıldığını aktardı.
Ayman ayrıca, derneğin hazırladığı açık kaynak içeriklerle gıda topluluklarının nasıl kurulabileceğine dair bilgi paylaşımını sürdürdüğünü ve doğrudan çiftçiden alışverişin yaygınlaşması için çalışmalar yürüttüğünü belirtti.
Zehirsiz Sofralar ve pestisit mücadelesi
Ayman, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin 100’ü aşkın sivil toplum kuruluşunun bir arada yürüttüğü Zehirsiz Sofralar kampanyasına dahil olduğunu anlattı.
Kampanya kapsamında yüksek derecede tehlikeli bazı pestisitlerin yasaklanması için savunuculuk yürütüldüğünü belirten Ayman, bu süreçte 25 pestisit etken maddesinin yasaklandığını, 7 etken maddenin ise........
