menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Peyman Heydarian: İran santuru birkaç bin yıldır kültürel bir gezgin

50 0
saturday

İkiçeşmelik yokuşunun başındayız. Arkadaşlarımızın konseri yeni bitmiş, geceyi bir şeyler yiyerek tamamlamak için yürüyoruz. Yanımızdaki arkadaşlardan biriyle ilk kez karşılaşıyorum. İranlı bir santur icracısı ve bilgisayar bilimci, uzun süredir Londra’da yaşıyormuş. Yol boyunca sohbetimiz kendiliğinden ilerliyor. Yarın akşam SOAS Rebetiko Grubu’yla müzik yapacağını söylüyor. Peyman Heydarian’la böyle tanışıyoruz.

Ertesi akşam onu, İzmirli grup Patika’dan arkadaşların da olduğu rebetiko sofrasında buluyorum. Santur, bir zamanlar rebetikonun İzmir kolunun, yani smyrneiko damarının başlıca çalgılarından biriymiş. Keman, ud ve kanunla birlikte çalınırmış. Bugün de bazı grupların sahnelerinde yerini alıyor. Peyman’ın elindeki ise İran santuru, o sesin daha eski bir akrabası. Çalmaya başladıklarında diğer çalgıların arasında santurun tınısını hemen fark ediyorum.

Dört yaşında başladığı bu çalgıyla Şiraz’dan Londra’ya uzanan bir yol yürümüş Peyman. Bir yandan destgâh tanıyan algoritmalar geliştiriyor, bir yandan rebetikodan Kürt müziğine uzanan bir repertuvarla sahneye çıkıyor. Peyman’la çalgının yolculuğunu, rebetikoyla kurduğu bağı, algoritmaların dinleme alışkanlıklarımızı nasıl değiştirdiğini konuştuk.

Yunanistan Müzik Coğrafyası

“Santur müzik hayatımın merkezinde kalmayı sürdürdü”

Şiraz’dan Londra’ya uzanan yolculuğunuz boyunca santur hep yanınızdaydı. İlginç olan şu ki bu çalgı, sizin göç rotanızın ötesinde, yüzyıllar boyunca kendi başına da coğrafi sınırları aşmış. Akdeniz’de santouri, Orta Avrupa’da cimbalom, Çin’de yangqin olmuş. Bu geniş akrabalığı düşündüğünüzde, kişisel yolculuğunuzla santurun tarihsel yolculuğu birbirini nasıl besledi?

İran santuru birkaç bin yıldır kültürel bir gezgin. Zaman içinde İran’dan doğuya ve batıya doğru yol aldı, temel karakterini korurken yeni biçimler ve adlar kazandı. Türkiye’de santur, Çin’de yangqin, Tayland’da khim, Hindistan’da santoor, Yunanistan’da santouri, Orta ve Doğu Avrupa’da cimbalom, Almanya ve İsviçre’de hackbrett, Birleşik Krallık ve İrlanda’da ise hammered dulcimer olarak biliniyor.

Dört yaşında Tahran’da santur öğrenmeye başladım. Beni müzikle tanıştıran şey annemin santura ve kanuna duyduğu ilgiydi. Annem santur dersleri almaya başladığında çalgıya hayran kaldım, o da öğrendiklerini bana öğretti. İlk repertuvarımı altı yaşıma geldiğimde, seçkin birçok çalgılı müzisyen olan hocam Mehran Mohtadi ile tamamladım. Sonrasında tar (İran lavtası), piyano, mızıka ve def gibi başka çalgılara yöneldim, zamanla on iki çalgı öğrendim, ama santur müzik hayatımın merkezinde kalmayı sürdürdü.

On yedi yaşında Şiraz Üniversitesi’nde elektronik mühendisliği okumak için Tahran’dan Şiraz’a taşındığımda yanıma yalnızca bir çalgı alabildim. Seçimim santur oldu. Geriye dönüp baktığımda bu karar sembolik görünüyor. Çalgı, entelektüel, sanatsal ve kişisel bir dönüşüm döneminde yol arkadaşım oldu. Üniversitede Üstat Pashang Kamkar ile Üstat Faramarz Payvar’ın repertuvarını ve Mirza Abdullah’ın Radif’ini çalıştım. Radif, İran müziğinin ustadan öğrenciye sözlü gelenekle aktarılan çekirdek repertuvarıdır. Yedi ana makam (destgâh) ve bunlardan türeyen beş ara makam (avaz) etrafında toplanmış yüzlerce küçük parçadan (guşe) oluşur.

Aynı dönemde öğrenci kültür etkinliklerinin içindeydim, ders veriyor, sahneye çıkıyor ve ülke çapında müzik etkinlikleri düzenliyordum. Zamanla İranlı Öğrenciler Ulusal Müzik Derneği’ni, Ulusal Öğrenci Orkestrası’nı ve Tahran’daki Tarbiat Modares Üniversitesi’nde kendi müzik akademimi kurdum. Bu girişimlerle yetenekli müzisyenler yetiştirdik ve İran’ın farklı bölgelerinden, farklı geçmişlerden gelen genç müzisyenleri bir araya getirerek ülke genelinde onlarca konser verdik. Yine aynı dönemde elektronik mühendisliği alanında “Santur için Nota Tanıma” başlıklı yüksek lisans tezimi tamamladım. Bu tezde yalnızca santurda çalınan notaları tanımakla kalmayıp, çeyrek ses aralıkları kullanan İran müziği ve makam temelli geleneklerdeki notaları da tanıyabilen algoritmalar geliştirdim.

“Çalgı benimle dünyanın dört bir yanını dolaştı”

2004’te Londra’ya taşındığımda santurla aramdaki etkileşim gelişmeyi sürdürdü. Çalgı benimle dünyanın dört bir yanını dolaştı, aynı zamanda kültürler arasında bir köprü kurdu. Müzik........

© Bianet