menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

COP31'e doğru: Enerji yoksulluğunun gölgesinde serinleme hakkı

50 0
23.09.2026

Enerji yoksulluğu, çoğunlukla kış aylarında ısınmak üzere enerjiye erişim eşitsizliği olarak gündeme gelse de insan kaynaklı iklim krizinin etkisiyle artan sıcaklar karşısında savunmasız kalan topluluklar üzerinden de eleştirilmeye başlandı. Artık her ay kırılan sıcaklık rekorlarıyla birlikte sıcak kaynaklı artan ölüm oranlarıyla beraber soğutma/serinleme hakkı da gündemde kendisine yer bulmaya başladı.

Mekanda Adalet Derneği’nden Sinan Erensü, Kentsel Isı Adası İnisiyatifi’nden Remzi Çelik ve Enerji Yoksulluğu İle Mücadele Derneği’nden (ENYOKDER) Arif Künar ile COP31 öncesinde enerji üzerine konuştuk. Ayrıca okurlarımızın yanıtladığı anket üzerinden de yazın faturasını çıkardık.

Avrupa Birliği Komisyonu’nun 14 Ekim 2020’de verdiği Tavsiye Kararı’nda, enerji yoksulluğu hanelerin temel enerji ihtiyacını karşılayamadıkları bir durumu ifade ediyor.

TMMOB Makine Mühendisleri Odası 2026 raporunda Türkiye’de sadece temel bir kamu hizmeti olarak yurttaşlara sağlanması gereken enerjinin yoksulluğu değil, aynı zamanda “genel yoksulluğun” söz konusu olduğu belirtiliyor. Ayrıca AB Komisyonu’nun tavsiye kararında şu ifadelere yer veriliyor:

“Yeterli ısınma, soğuma, aydınlatma ve elektrikli ev aletlerini çalıştırmak için gereken enerji, insana yakışır bir yaşam standardı ve sağlığın temelini oluşturan hayati hizmetlerdir.”

“Yeterli ısınma, soğuma, aydınlatma ve elektrikli ev aletlerini çalıştırmak için gereken enerji, insana yakışır bir yaşam standardı ve sağlığın temelini oluşturan hayati hizmetlerdir.”

'Enerji yoksulluğu'nun süreci

Mekanda Adalet Derneği’nden Sinan Erensü, enerji yoksulluğunun 10 yıl öncesine kadar, enerji kaynaklarına erişim üzerinden tartışıldığını söylüyor. Erensü, son 15 yılda ciddi şekilde artan enerji fiyatlarının, hanehalkı bütçelerinin büyük bir kısmına karşılık gelmesiyle kavramın Avrupa ve ABD’de konuşulur hale geldiğini belirtiyor. Enerji yoksulluğunun mevcut kapsamını şöyle çiziyor:

“Bu yeni kapsam enerji yoksulluğunu; hem enerji teknolojilerine erişim, hem de bunların bütçeyi yormaması ve mümkünse iklim değişikliğinin de getirdiği hassasiyetle, mümkün olduğunca yenilenebilir kaynaklardan ve sağlıklı bir şekilde elde edilmesini içeriyor.”

“Bu yeni kapsam enerji yoksulluğunu; hem enerji teknolojilerine erişim, hem de bunların bütçeyi yormaması ve mümkünse iklim değişikliğinin de getirdiği hassasiyetle, mümkün olduğunca yenilenebilir kaynaklardan ve sağlıklı bir şekilde elde edilmesini içeriyor.”

TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nın Türkiye'nin Enerji Görünümü 2026 Raporu, Türkiye’deki enerji yoksulluğunun boyutlarını OECD verileri üzerinden okuyor:

“Türkiye’de enerji enflasyonu yüzde 26 seviyesinde. OECD ortalaması ise negatif. Bu fark tek başına bile dikkat çekici. Asıl çarpıcı olan ise şu: Listede ikinci sırada yer alan ülkelerde enerji enflasyonu yaklaşık yüzde 7 seviyesinde. Yani Türkiye, en yakın ülkenin yaklaşık 3-4 katı bir artış yaşarken, OECD ortalamasının ise tamamen ters yönünde bir noktada bulunuyor. Bu tabloyu yalnızca ‘yüksek enflasyon’ olarak okumak yeterli değil.

Bu bir kopuş. Çünkü aynı küresel koşullar altında bazı ülkelerde enerji fiyatları düşerken, bazı ülkelerde sınırlı artıyor, Türkiye’de ise sert yükseliyor. Bu durum, sorunun kaynağının dışarıda değil, içeride olduğunu açıkça gösteriyor.”

Türkiye gelir eşitsizliğinde Avrupa birincisi

“Hazırlıklı olmak, belirleyici bir rol oynuyor”

Sinan Erensü, enerji yoksulluğunun araştırmalarda faturaya yansıyan ödeme bedeli, ödemenin gecikmesi, hanenin yalıtım durumu, ısınma derecesi üzerinden ölçüldüğünü belirtiyor.

Avrupa için yapılan çalışmalarda Türkiye’nin en kötü performans gösteren ülkeler arasında yer aldığını söyleyen Erensü, “soğuğa hazırlıklı olmanın” burada belirleyici olduğunu belirtiyor:

“Kışın bir haftalık, 15 günlük soğuk dalgalarının çarptığı, beklenmedik bir şekilde yoğunlaştığı yerlerde, enerji yoksulluğu da dramatik yaşanıyor çünkü orada bir de hazırlıksızlık devreye giriyor.”

“Kışın bir haftalık, 15 günlük soğuk dalgalarının çarptığı, beklenmedik bir şekilde yoğunlaştığı yerlerde, enerji yoksulluğu da dramatik yaşanıyor çünkü orada bir de hazırlıksızlık devreye giriyor.”

Ayrıca DSÖ ve Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) sıcak dalgası uyarı sistemleri kılavuzunda halk sağlığı yetkililerinin DSÖ-WMO yönergelerine uygun olarak sıcak dalgası uyarı sistemleri geliştirmesi, bunları etkinleştirmesi ve aşırı sıcaklık olaylarına karşı hazırlık yapması gerektiği açıkça ifade ediliyor. 

Soğutma hakkı kavramının enerji yoksulluğu meselesinin en güncel hali olduğunun altını çizen Erensü, “Sıcaklar ve sıcak dalgalarıyla baş etme kısmı çok fazla bugüne kadar gündeme gelmemişti. Dünya genelinde en sıcak 10 yaz, bu yüzyılda kaydedildi. Aslında iklim değişikliğinin ne kadar yoğunlaştığını ve bugün yaşıyor olduğumuzun ispatı bir anlamda” diyor.

Sinan Erensü, “Yazın evi serin tutabiliyor musunuz?” sorularının da artık yavaş yavaş anketlere dahil edildiğini söylüyor.

Yazın faturasını okurlarımıza sorduk

Sıcak rekorları kırılan yazın faturasını çıkartmak için bianet’in sosyal medya hesapları üzerinden bir anket gerçekleştirdik. Ankete yaklaşık 80 yurttaş katılım gösterirken her bir soruya yanıt veren katılımcıların sayısı değişim gösterdi.

Katılımcıların üçte biri serinlemek için hâlâ hiçbir şey kullanmadığını, sıcağa katlandığını söyledi.

Yanıt verenlerin yarısı faturasında bir artış hissetmezken, üçte biri artışı hissettiğini söyledi.

Katılımcıların üçte biri işyerinde ve sahada sıcağa maruz kalarak çalışmak zorunda kaldığını bildirdi.

Katılımcıların üçte biri bu yaz aşırı sıcak nedeniyle bir sağlık sorunu yaşadığını belirtti. İki katılımcı ise aşırı sıcaklardan kaynaklı olarak; baygınlık ve tansiyon sorunu yaşadığını bildirdi.

Mevzuatta enerji yoksulluğunun yeri var mı?

Ülkede henüz resmi olarak enerji yoksulluğunun kabul edilmediği ve mevzuata girmediği için Enerji Yoksulluğu İle Mücadele Derneği’nin önceliğinin bu konu olduğunu belirten Arif Künar, “AB ülkeleri enerji direktiflerine enerji yoksulluğu kavramını her ülkeye özgü kriterlerle tanımladılar. Sosyal İklim Fonu altında, binaların ve enerji yoksulluğunun giderilmesine yönelik uygulama ve dönüşüm projelerine başladılar” diyor.

"Bizde de hem bu kavramın ülkemize uygun olarak tanımlanması, ülke gerçeklerine göre kriterlerinin belirlenmesi, yoksul hanelerin haritasının çıkarılması gerekiyor" diyen Künar, sonrasında AB destekleri, yerel yönetimler ve sektörlerin katkısıyla yoksulluğun azaltılması, iklim adaletinin sağlanması ve temiz enerjiye adil geçişin desteklenmiş olacağını belirtiyor.

Erensü, bunu mevzuata geçirmenin yurttaşlığı enerji üzerinden de tanımakla mümkün olabileceğini, Türkiye’nin enerjide çok dışa bağımlı olduğunu belirtiyor. Enerjinin sadece birkaç büyük oyuncu, şirket ve devletin var olduğu bir alandan çıkması gerektiğini söylüyor.

En çok zarar görenler yoksullar

ENYOKDER’den Arif Künar, “Giderek daha pahalı ve erişimi zor olan enerji kaynakları nedeniyle, enerji pahalanmaya ve enerji yoksulluğu artmaya devam ediyor.........

© Bianet