Biyografi yazmak ne işe yarar?
Bu hafta size yakın zamanda çıkan Halk Adamı- Muharrem Düzova (Necdet) ile 1970'lerde Devrimci Mücadele kitabından bahsedeceğim. Kitap, Düzova’nın Ankara’ya gittiği bir dönemde yapılmış genişçe bir söyleşi etrafında şekillenmiş. Sohbete kitabın yazarı Cemalettin Canlı’nın yanı sıra dönemin devrimci mücadelesinde öne çıkmış kişilerden biri olan Mahmut Memduh Uyan da eşlik ediyor. Uyan, yer yer geçmiş ve bugün karşılaştırması yaparak, daha önce yapılan edilenleri özeleştirel bir tarzda gözden geçirmeye çalışmış. Hikâyenin ana ekseni ise Düzova’nın yaşam öyküsü üzerine kurulu.
Canlı’nın girişte ifade ettiği üzere kitap, Düzova’nın yaşamı ve tanıklığı üzerinden bir tür iz sürme çabası olarak şekillenmiş. Daha önce hakkında yazdığım Behçet’in Kır Notları’ndan farklı olarak iz sürme çabası bu çalışmada çok daha kapsamlı bir biçimde karşımıza çıkıyor.
Düzova’nın hayatı daha çocukluğundan itibaren Malatya havalisinde var olan yoksulluk, aşiretler, Kürt ve Alevi olmak, dayak, ispiyonculuk, asimilasyon gibi meselelerle bizi muhatap kılıyor. Daha sonraki yıllarda devlet ve onun paralelindeki çeşitli güçlerin Alevi- Sünni, Türk-Kürt gibi farklılıkları kullanarak ülkeyi bir iç savaş ortamına sürükleyen politikalarının karanlık gölgesi, Düzova’nın çocukluğundan itibaren görülebilir.
Kitapla ilgili ayrıntılara girmeyeceğim. Ancak bir-iki dikkat çeken hususa yer vermek istiyorum. Düzova, kendi doğallığı içinde devrimci olmuş birisi. Kendisi ve çevresine karşı yapılan faşist saldırılar sayesinde bilenmiş, bu işi zamanla bilinçli ve örgütlü çabaya dönüştürmeye çalışmış bir “organik devrimci”. Satırlara yansıdığı kadarıyla umudunu ve direncini sürdürüyor. Bir de “aşılı devrimciler” var. Kentte Alevilere yönelik ilk açık saldırılar başladığında Düzova onlara “Beraber ne yapabiliriz?” diye sormaya gittiğinde bu örgütlü kesimlerden aldığı yanıt “Bu bir Alevi-Sünni çatışması, biz burada taraf olamayız”dan ibaret kalıyor. Ancak sonradan mecburen gelişen sürece dahil oluyorlar. Burada biraz durup sanıyorum bilinç/ideoloji vb kavramlar üzerine biraz düşünmekte yarar var...
Benim için başka dikkat çekici bir olay ise Malatya’da 5 Aralık 1975 günü din dersinde başlayan bir tartışmanın sonucu Kazım Göktaş adlı Alevi bir gencin önce linç edilip arkasından okulun dördüncü katından atılarak katledilmesi........
