Siz hiç otuz yıl boyunca bir hayalin peşinden koştunuz mu?
Gazhane Çevre Gönüllüleri otuz yıl boyunca bir hayalin peşinden koştular. Dile kolay otuz yıl! Tamı tamına otuz yıl! O gün doğan bebekler bugün otuz yaşında mühendis, tesisatçı, öğretmen, duvarcı, doktor, garson, mimar, hemşire, esnaf, gönüllü, Gazhane Çevre Gönüllüsü...
Bir hayalin peşinde koşmak dediysem de bu asla bir hayal değildi. Hasanpaşalı mahalle sakinleri ve daha sonra onlara katılan akademisyenlerin ve çeşitli çevreden kişilerin gerçekliğiydi, direnişiydi. Hayalin peşinden koşmak diyorum çünkü iktidarın rant peşinde olduğu yerde bir mekanın varlığı için mücadele etmek, rant odağına karşı direnmek hayal kurmak gibidir. Gazhane Çevre Gönüllüleri, 1892’de kurulan ve 1993 yılında kapatılan Hasanpaşa Gazhanesi’nin ranta veya ticari projelere açılarak koskoca bir hafızanın yok edilmesine karşı çıktı. Gazhanenin yıkılmasını önlemek, endüstriyel mirası korumak ve halka ait kamusal bir kültür ve yaşam alanı oluşturmak amacıyla 30 yıldır mücadele ettiler, ediyorlar.
Yedikçe acıkan Erysichthon
Mekan, siyasetin ve iktidar mücadelelerinin en somut savaş alanıdır. Yeni bir siyasi rejim veya iktidar odağı, kendi ideolojisini meşrulaştırmak için genellikle eski dönemin hafıza mekanlarını hedef alır. Antik Yunan mitolojisine göre Thessalia kralı Erysichthon, gücünü ve ihtişamını göstermek amacıyla kendine devasa bir saray inşa etmek ister. Bereket Tanrıçası Demeter’e adanmış kadim ormandaki asırlık ağaçlara sadece birer kereste gözüyle bakarak adamlarına bunları kesmesini söyler.
Adamları, Tanrıça Demeter’in hafıza mekanı olan ve kutsal gördükleri bu yerdeki ağaçları kesmeyi reddedince baltayı kaptığı gibi meşe ağacına vurur; ağacın içinde yaşayan peri ölür. Ancak Erysichthon, perinin lanetiyle -çünkü perinin ölmesi aslında bir hafıza mekanının yok olmasına denk gelir- amansız ve doyumsuz bir açlık hastalığına yakalanır ve ne kadar yerse o kadar acıkarak en sonunda kendi kendini yer.
Sahne ne kadar da tanıdık! Günümüz iktidarları da kendi ideolojisini meşrulaştırmak için genellikle eski dönemin hafıza mekanlarını hedef alıyor. Erysichthon gibi sürekli aç! Ranta doymuyor; rant açlığı o kadar hat safhada ki yıktıkça yıkıyor. Bu mekanların daha önce “tekinsiz” bir yer olduğunu söyleyerek kentin merkezindeki yeşil alanları soylulaştırıp Galataport, Terminal Kadıköy gibi “sözde kamusal” alanlar yaratıyor. Oysa bu sözde kamulaştırma, aldatmacadan başka bir şey değil; çünkü bu alanlar halkın erişemeyeceği lüks mekanlara dönüştürülüyor. Talan edilen her zeytinlik, her doğa parçası, yıkılan her tarihi yapı aslında o mekanın temsil ettiği politik ve toplumsal değerleri tasfiye ediyor. İktidar, istemediği geçmişi mekandan kazıyarak bir hafıza kırımı yaratıyor; toplumu amneziye uğratıyor. Bu anlamda Gazhane Çevre Gönüllüleri’nin mücadelesi sıradan bir imar faaliyetine karşı duruş değil iktidarın/iktidarların bölgenin hafızasını, endüstriyel geçmişini silip yerine otoyol, zincir otel, AVM gibi tüketim odaklı “yok mekanlar” yaratarak neoliberal yeni bir siyasal kimlik enjekte etme girişimine karşı duruş.........
